#SeninleyizHerYerdeyiz peki bilginin peşinde miyiz?

Geride bıraktığı 115 yılda sporun çok ötesine geçerek ülkenin en büyük global markalarından birine dönüşen GALATASARAY yeni iOS/Android mobil aplikasyonunu yakın zamanda erişime açtı.

Aslında “ilk” demek tam doğruyu yansıtmıyor, kulüp 2016’da da benzer bir mobil uygulamayı lanse etti ancak muhtelif sebeplerle sürdürülemedi ve başarısız oldu.

Galatasaray Spor Kulübü resmi mobil uygulaması yoğun ilgiyle karşılandı. Sarı-kırmızılı taraftarlar hem yeni bir mecra bulmanın heyecanı hem de kulüplerine maddi katkıda bulunma amacı ile mobil cihazlarına yüklediler.

Uygulama ücretsiz yükleniyor, bedeli mukabili üye olanlara ise başka yerde bulamayacakları “premium content” sunuyor. Aynı zamanda kulübün lisanslı ürünlerini satan perakende zinciri GS Store özelinde %10 indirim imkanı da tanınmış.

Mecraya özel anket ve yarışmalar, kulüpten ve spor branşlarından en güncel haberler gibi zengin bir içerik vaadi var.

Lansman kısa film

Uygulamanın görsel çizgisi, üyelik sürecindeki sanal whatsapp sohbeti oldukça beğenildi. Kulübe ilk etapta hatırı saylır gelir getireceğine de şahsen şüphem yok. Devamlılık ise somut fayda, özgün içerik ve ilk olmak / tek olmak vaatlerindeki gerçeklik gibi parametrelere göre belirlenecektir.

Liverpool, Chelsea, Arsenal, Manchester City, ManUtd gibi Premier League kulüpleri başta olmak üzere pek çok spor organizasyonunun mobil aplikasyonlarındaki içeriklerin ideal karması oluşturulabilir, hedef kitleye uyarlanabilir. Temel ürün spor, yarışma ve sporcular olduğu için her türlü görsel, hareketli görüntü, oyunu anlamaya yönelik farklı istatistik, röportaj ilgi toplayacaktır.

Ödüllü yarışmalar, yasal izinler alınmak kaydıyla çekilişler, gamification fikrine dayalı uygulamalar, tüketici focus group fonksiyonu ifa edecek sondajlar, lokasyon bazlı yönlendirmeler, stadyum / salon içinde anlık oylamalar, bildirim yoluyla her türlü ileti-promosyon-uyarı… Sayılamayacak kadar çok imkan ve ihtimal var, hepsi de heyecan verici ama yazımızın konusu bu değil..

İŞİMİZ VERİ, GÜCÜMÜZ BİLGİ

Bir asır kadar önce petrol dünyadaki ticaret ve endüstrinin eksenini değiştiren emtia olmuştu.  2006’da ise Tesco Clubcard ödül programının mimarı da olan İngiliz matematikçi Clive Humby “DATA is the new OIL” cümlesiyle  21.yüzyıl ekonomilerinde beliren fikirlerin adını koydu. 

Bugün yeni petrolün DATA (veri) olduğu pek çok yerde kabul görüyor. Bir varil ham petrolün piyasa değeri belliyken, data tek başına para etmiyor. Tıpkı petrol gibi, data da işlendikçe farklı kullanım alanları buluyor ve değer kazanıyor.  Öte yandan verinin sayısız üstünlüğü de var.  Sınırlı bir kaynak değil, kendini yeniden üretiyor.  Fosil yakıtlar yanıp yok olurken, data her analiz edildiğinde yeniden yorumlanabiliyor. Eskiyor belki ama her an kullanılabilecek şekilde saklanıyor.  Saklamak için büyük rafinerilere de ihtiyaç yok, cebinizde taşıyabileceğiniz birkaç gigabyte bilgiyle hayatı değiştirmek mümkün.  Veri petrolün aksine çevreyi kirletmiyor hatta doğal yaşamı kurtarmak için bile bu amaca yönelik toplanacak verilere ihtiyaç var. Petrolün üreticileri sınırlı sayıdayken, bilgi her yerde üretiliyor ama ileri teknikler kullanarak işlemek ustalık ve birikim gerektiriyor. Veri petrolden daha değerli, sonsuz döngüsü ile güneş enerjisini andırıyor ama onu bir alanda yoğunlaştırıp nükleer güce dönüştürmek de mümkün…


Bakalım incelediğimiz uygulamada enerji kaynakları nasıl kullanılmış? Galatasaray’ın sunduğu yeni kanalda üye olan kişi adını soyadını belirtiyor. KVKK mevzuatı gereği zorluk yaratmaması adına TCKN kontrolü de yapılmıyor. Kişi e-mail adresini, MSISDN bilgisini (cep telefonu numarası) veriyor. Üyelik esnasında doğum tarihini ve cinsiyetini belirtiyor. Buradan sonra uygulama ekosisteminde (Google Play ya da Apple Store) 1 aylık, 6 aylık ya da yıllık üyelik gerçekleşiyor ve standart içerikten fazlasını vaat eden özgün “premium content” dünyasına adım atılıyor.

Toplanan veri ve ulaşılan bilgi düzeyi mobil uygulama için yeterli ama Galatasaray’ın kapasitesinin altında kalıyor, markanın birikmiş ihtiyaçlarını karşılama amacı da gütmüyor.

O mâhîler ki deryâ içredir, deryâyı bilmezler

Türkiye’de markalaşmış spor kulüpleri renklerine sevdalı insanların katkısıyla oluşan bilgi evreninden bihaber yaşıyorlar. Yüzbinlerce insanla karşılaşıyorlar, haberleşiyorlar, ister istemez veriye ulaşıyorlar ama sahip oldukları imkanın büyüklüğünü tam kavrayamıyorlar. Şairin deyişiyle, suda yüzüp deryanın azametini bilmeyen tuhaf balıklar misali… Global veri okyanusu ise zihin sınırlarını zorlayacak büyüklüğe ulaştı.

2017 verileri

Galatasaray’ın her bir ferdini, her bir tüketiciyi, her bir potansiyel müşterisini kendi evreninde doğru koordinata oturtacak bir sisteme ihtiyacı var. İdeali işaret eden tanımdan maksadım şu, insanların ya da belli özellikleri birbirine benzer insan gruplarının (customer segments) Galatasaray ile kurduğu maddi ve manevi ilişkiyi anlamaya, analiz etmeye, anlamlandırmaya ihtiyaç var.  Bu köklü aşk markası, sarı-kırmızı her kilide uyan bir anahtar vermeli sevenlerine ve her seferinde anahtarın kaç kere ve nasıl kullanıldığı izlemeli, peki acaba o anahtar bu incelediğimiz application olabilir m?

Birkaç basit örnekle konuyu açalım. Mesela uygulamaya üye olan kişinin sezonluk futbol ya da basketbol kombinesi var mı? Galatasaray Spor Kulübüne üye mi? Daha önce Galatasaray’ın herhangi bir markalı ürün ya da hizmetini kullanmış mı? Bu soruların cevapları ne işe yarar derseniz, kombine sahibi insanın stadyuma hangi yolla gidip geldiğini öğrenebilir ya da aldığı hizmet seviyesinden memnuniyetini ölçebilirsiniz. Galatasaray Spor Kulübü üyeleri bu uygulamayı henüz çok düşük bir penetrasyonla kullanıyorsa, küçük bir serzenişi iliştireceğiniz bir iç iletişimle onları uygulamayı mobil cihazlarına indirmeye davet edebilirsiniz. GS Bonus ya da GS Mobile hat kullanıp kullanmadığını anladığınızda bu ürünlerin potansiyelini harekete geçirecek adımlar atabilir ya da segmentin özelliğine göre çapraz satış olanakları kovalayabilirsiniz.

Mesela uygulamaya üye olan kişi nerede ikamet ediyor? İl, ilçe hatta büyük şehirlerde mahalle bilgisiyle edinilse… Elbette adres sabit değil değişken veridir ama güncellenebilir. Peki ya bugün aldığınız lokasyon bilgisi ne işe yarar? Elinizdeki satış analizleriyle yeni öğrendiğiniz adres bilgisi arasındaki korelasyonu incelersiniz ya da yeni bir perakende mağaza açacaksanız müşterinizin nerede yoğunlaştığını kestirmenize yarayabilir. Örneğin İstanbul’un Üsküdar (Altunizade, Barbaros, Selimiye, Valide-i Atik, Zeynep Kamil) ya da Kadıköy (Koşuyolu, Acıbadem) mahallelerinde oturanlara ulaşırsanız onları çok yakınlarındaki Burhan Felek Spor Salonu’ndaki voleybol maçlarına yönlendirmeyi deneyebilir, yeni ve sadık voleybol izleyicileri kazanabilirsiniz (anılan semtlerde 2019 nüfus verilerine göre 150.000’i aşkın insan yaşamaktadır ve ulaşacağınız 300 yeni voleybol seyircisi bile salondaki ambiyansı takımlarınız lehine değiştirebilir)

Acaba uygulamaya üye olan kişinin çocuğu var mı? Çocukların doğum tarihleri nedir? Bu soruların cevaplarına muttali olunsa, çocukların doğum günlerinde onlara GS Store mağazalarında yaşları kadar ekstra indirim sunabilir, 23 Nisan’da özel tasarlanmış virtual badge gönderebilir, spor okullarının tanıtımlarına davet edebilir ya da çocuk ürünleri ile ilgili olası sponsorlarınızla görüşürken masada “asset” olarak kullanabilirsiniz.

Acaba bu insanlar kulübün resmi kanalları dışında hangi mecralardan Galatasaray haberlerini ve yorumlarını takip ediyor? Kulüp yönetimi olarak önemsediğiniz bir TV kanalının ya da gazetenin taraftardaki ağırlığını ölçebilir ya da kulübün müktesep haklarına veya itibarına halel getirecek içerikleri sıkça üreten mecralarla nasıl uğraşmanız gerektiğine dair öngörü edinirsiniz.

Kullanıcı bu kadar veriyi neden versin, niçin birkaç dakikasını buna ayırsın?” sorusu sorulabilir. Uygulamada bir aylık üyelik 19,99 TL, ödeme yapmanın alternatifi istenen tüm bilgilerin verilmesi olabilir. Böylelikle fayda/maliyet konusunda çekincesi olanlar için de bir aylık free trial dönemi tanınmış olur. Yeri gelmişken, sanal alemde kredi kartı kullanmaktan geri duran insanlara nakit para gibi işlem yapabilen sanal kart opsiyonu da mutlaka izah edilmelidir.

Bunların yanı sıra kurumsal çözüm ortaklarınız ve sponsorlarınızla masaya oturup, onların merak ettiklerinden yola çıkarak ortak sorular oluşturabilirsiniz. Bu yolla elde edilecek data & profiling hem sponsorları mutlu edecek hem de karşılıklı beklentilerin olduğu bu ticari ilişkileri daha verimli hale getirecektir. Mevzuat ya da bireysel sözleşmelere aykırı olmamak kaydıyla ya da kullanıcılardan “açık rıza” alarak eldeki verileri, farklı veritabanlarıyla çarpıştırarak netice almak da mümkün.  Telefon numarası üzerinden GS Bonus datası ile birleştirip kesişim kümesinin harcama eğilimleri hakkında genel bilgi edinilebilir.  GSM servis sağlayıcılarla işbirliği yapılarak abone olunan cihazın teknik verileri ya da mobil browser ile en çok ziyaret edilen spor içerikleri analiz edilebilir.  Bunlar pek çok kısıtlama çerçevesinde çalışılacak hassas projelerdir ancak denenmesini kesinlikle öneririm.

Farzedelim Türkiye pazarına yeni girecek B2C bir marka ile yapmayı umduğunuz iş ortaklığını anlamlı hale getirecek datayı önceden kestirebilirseniz, müzakere masasında olası rakiplerinizin önüne geçebilirsiniz.

Eğer doğru verileri toplamışsanız kendinize bir hedef kitle (targeted segment) belirleyip uygulama kullanıcıları arasında o kitlenin yoğunluğunu araştırabilirsiniz.

Uygulama içinde reklam alanları oluşturacaksanız, reklam verenin beklentilerine göre veri toplayıp reklamın etkinliğini artırabilir, gelirinizi yükseltebilirsiniz. Doğru bir profilleme çalışması yaptıysanız, DCO (dynamic creative optimization) ile kişiselleştirilmiş reklam gösterme olanağı yakalarsınız.

Buradaki amaç kullanıcı deneyimini en üst düzeyde tutmak olmalıdır. Kendini tekrar eden, yerli yersiz bildirim gönderen, yeni bir şey sunmayan APP saklama kapasitesi 128 GB olan mobil cihazlarda bile barınamayacaktır. İnsanların kendilerini özel hissedeceği, pozitif anlamda şaşıracakları, Galatasaray evrenine bir giriş anahtarı (access point) olarak görecekleri ve kendilerini bir topluluğun (community) parçası hissedecekleri ortam ancak data ile mümkündür. Sanal ortam dışında in-app QR Code ile temassız yapabileceğiniz onca işlemi düşünün. Nesnelerin Interneti (IoT), makine öğrenmesi (machine learning), yapay zeka (AI) gibi olanaklar çeşitlendiğinde tek rakibiniz hayal gücünüz olabilir ancak… Elbette bu çalışmaların ahlaki boyutu, veri güvenliği ve kanun koyucunun sınırlamaları unutulmamak kaydıyla! Bilhassa veri elde ettiğiniz kişilerin itimadını boşa çıkarmamak, işbirliği yaptığınız kuruluşlarla karşılıklı güven paydasında buluşmak teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin önemini yitirmeyecek.

Topladığınız veriyi doğru analiz eder ve iyi tanımlanmış iş hedeflerine yönelik işleyebilirseniz customer insight elde edersiniz ki, kurum içindeki yaratıcı olanakları, global rekabet gücünüzü ve yeni işbirliği ihtimallerini arttırmış olursunuz. Hiss-i kablelvukû veya demode ezberden çıkıp somut bilgiye dayalı daha doğru kararlar alınması ve sporun özü olan insan faktörüne hak ettiği değerin verilmesi açısından organizasyonun kaçırmaması gereken bir fırsattır bu.

Big Data & Business Intelligence en önemli rekabet silahına dönüşebilir

Bu girişimin maliyetler üzerine de tesiri söz konusudur. Örneğin konvansiyonel TV yayıncılığı bütçede zarar kalemi ise, GSTV’yi internet, YouTube ve mobil uygulama üzerinden izlenir bir kanal olarak konumlamak mümkündür, dolayısıyla yeni mecranın başarısı genel yönetim giderlerinden ve televizyonculuk yatırımcılarından tasarruf da sağlayabilir. Mobil uygulama çok başarılı olursa, kayıtlı aktif kullanıcısı milyon barajını aşarsa genişleyebilir, yatırımcı ortak alabilir hatta Galatasaray Dijital A.Ş. BİST üzerinden halka açılabilir.

Kısaca incelediğimiz girişim açık denizde neşeli seyahat gibi, mutlaka yolcular olacak ve gelir elde edilecektir ama esas değer deniz tabanının altında. Uyuyan doğal kaynaklara ulaşmak için sondaj çalışmalarına vakit kaybetmeksizin başlanmalı. İlk yapılması gereken halihazırda eldeki verilerin ayıklanması, sınıflanması, konsolide edilmesi ve daha fazlası için doğru soruların hazırlanması olacaktır.

Galatasaray şüphesiz hem akla hem de duygulara seslenen bir aşk markası (lovemark), sevenlerinin gözünde rakibi / alternatifi yok. Bu büyük kitlenin eğilimleri, tercihleri, yarattığı ekonomi ve ürettiği veri göz önünde bulundurulursa şu an görünmez olan potansiyel kaynak çok büyük… Unutmayalım, dönemsel içerik bir kere kazandırır, zaman ve zemin sizden yanaysa çok da kazandırır ama veri gerçek dönüşümü sağlayabileceği müddetçe sürekli kazandırmaya muktedir…

Content kral, Context kraliçe peki ya engagement & conversion ?

Bereketli olacağını umduğum Galatasaray resmi mobil uygulamasına bol şans diliyorum, Galatasaraylılar telefonlarına / tabletlerine indirsin ve teknik problemlerden azade keyifle kullansın.

https://apps.apple.com/us/app/galatasaray-sk/id1072128137

https://play.google.com/store/apps/details?id=se.footballaddicts.pitch.galatasaray&hl=en

A_Ş_K Markası

Bütün marka yöneticileri, pazarlama direktörleri, CEO’lar, girişimciler, patronlar mutlaka şu anlatacağıma benzer bir rüya görmüştür.

Rüya bu ya, isterler ki markaları herkes tarafından bilinsin, toplumun her kesiminde ilgi uyandırsın, pazarlama faaliyetlerinde minimum bütçe ile en yüksek etkileşime ulaşılsın, müşteriler hevesle mağazaların kapısına yığılsın, o tutkulu müşteriler fayda/maliyet hesabından önce duygusal gerekçelerle para harcasın.  Üründen/hizmetten memnun olmayanlar hatta satın alma kararlarını erteleyenler bile markadan kesinlikle kopamasınlar, saplantılı şekilde markayı övmeye devam etsinler.  Diğer markaları neredeyse yok sayacak kadar sadık olsunlar.

Rüyanın adı Lovemark (aşk markası), uzun ömürlü ve imrenilen tüm ilişkiler gibi hem yüksek dozda sevgi hem de büyük saygı gerektiriyor.

Rüyayı şimdilik bir kenara park edelim, son kullanıcıya ürün ve hizmet götüren GSSTORE mağazalarında bu haftasonu yaşanan alışveriş çılgınlığı üzerinden bir pazarlama kampanyasının ana unsurları hakkında hatta iyinin de iyisi olabilir mi diye biraz kafa yoralım.

Bu tarz kampanyalarda ticari amaç satış gelirini artırmak, stokları eritmek, gün sonunda kar elde etmek olabilir.  #YellowFriday ise şenlik havasında geçti, ticari projeksiyonların çok ötesinde heyecan dalgası yaratırken Galatasaray markasının müşterileri nezdinde sadakat testinden yıldızlı pekiyi aldığı bir sürece dönüştü.  #YellowFriday ismini ortaya atan Galatasaraylı Sayın Gökhan Bilek’e , mağazalarda bilfiil emek veren yönetim kurulu üyelerimize, mağaza müdüründen kasiyere tüm GS Mağazacılık ve Perakendecilik A.Ş. çalışanlarına ve emeği geçmiş herkese şükranlarımı sunarım.

Burada amaç tek bir günde ya da belirli hafta sonunda ciro rekoru kırmaktansa, en çok sayıda insanı mağazalara getirmek ve işlem adedi olarak olabilecek en yüksek sayıya ulaşmaktır.  Kalıcı başarı herhangi bir derdinizi çözmeyecek bir günlük kar ile değil, büyük kitlenin mobilizasyonuyla sağlanacaktır.   Peki bundan sonra ne olur ? “Çok tutan filmlerin devamı çekilir” dersek, #YellowFriday 2 için bazı önerilerde bulunalım.

Kampanyanın ana teması “mağazalara toplu hücum” olduğuna göre önce satış noktalarında maksimum stok seviyesine ulaşmak gerekiyor.  Fazlasıyla ürün, pek çok beden ve renk seçeneği düşünülünce ufak metrekareli mağazalar ya da depolama alanının dar olduğu yerlerde bazı ürünlerin yok satmasını engellemek için pratik lojistik çözümler de düşünülebilir.

Malı raflara dizdik, depomuz tıkabasa dolu, tüm izinler iptal, güleryüzlü personel hücumu karşılamaya hazır ise ikinci konumuz teknik işleyiş.  Kasa-POS entegrasyonu, barkod okuyucular, işlem hızı, aşırı yüklenmeden kaynaklanacak sorunların hızla çözümü, gerekirse yedek mobil POS ile ikinci kasa fonksiyonu ifa edilmesi (mevzuat açısından mümkün ise), kasa kuyruğunun doğru idare edilmesi, daha önceki günlerde yapılmış alışverişlere dair o gün iade/değişim işleminin yapılmaması gibi detaylar önemli.

Galatasaray’ın elindeki iletişim kanallarının etki alanı tartışılmaz, dolayısıyla yeteri sayıda potansiyel müşteriyi tetikledik diye varsayabiliriz. Peki bu insanlar nasıl gelecekler, en yakın GS Store nerede?  İlk akla gelen gsstore.org web sitesine bakmak ama ya aşırı yoğunluktan siteye ulaşılamıyorsa, 502 Bad Gateway gibi anlamsız mesajlarla tıkanıyorsa tıklamalarınız ??

Mağazaların adres ve telefonları galatasaray.org üzerinde de bulundurulmalı, ki mevcut http://galatasaray.org/s/magazalar/70

Daha da ileri götürüp büyükşehirlerdeki ulaşım akslarına göre dağılım ya da AVM içinde bulunanlara göre ayrım verebiliriz. Metro hattına yakın olanlar, metrobüs hattına yakın olanlar, iskelelere en yakın mağazalar, otopark kolaylığı açısından AVM stores..vs…

Müşterimiz girdi mağazaya, ona ürün çeşitliliği dışında somut ne vaat edelim ki satın alma kararı etkilensin? 3 al 2 öde gibi teklifler, anlaşmalı bankalardan ekstra taksit ya da ödül puan(bonus), belirli bir periyod için mağazaya özel fırsatlar, fiş bedeli belli bir tutarı geçince özel koşullar gibi hamleler genelde sonuç verir.

Peki iletişim kanallarındaki genel duyurular haricinde hangi müşterileri alışverişe bilhassa davet edelim? İşte burada segmentasyon ve CRM işin içine giriyor. Birkaç örnekle açıklamak gerekirse:

  1. GS Bonus Card ile en az 6 ay önce GS Store alışverişi yapmış, bir daha gelmemiş müşteriler
  2. GS Bonus Card’ı sadece öncelikli bilet alımında kullanmış, VISA/Mastercard olarak alışverişlerinde hiç kullanmamış kişiler
  3. GS logolu Passolig sahipleri (bu datayı ilgili bankadan elde edebiliyorsak)
  4. Eğer ayrıştırılabiliyorsa birer online hediye çeki göndermek suretiyle en sadık GS Store müşterileri (bir yılda en çok işlem yapanlar, en çok para harcayanlar)

Elbette beş kıtada, 81 vilayette müşterisi olan bir marka için teknolojinin nimeti e-ticaret.  Şunda anlaşalım, anlık anormal trafik yüküyle her site göçebilir ya da birbiri ardına açılan sayfalarda yavaşlama olabilir.  Önemli olan maksimum yükü tahmin edip çeşitli önlemler alabilmek.  Örneğin server yükünü load balancing ile dağıtmak, evvelden hosting firmasıyla görüşüp sanal sunucular kiralamak, 3D secure işlemlerdeki yoğunluğu düşünüp gerekirse bankaları uyarmak gibi..

Seçilen mağazalarda alışveriş yapanlarla kısa röportajlar gerçekleştiren GSTV daha sonra ilgili kişilerin e-posta adreslerini alıp, 1-2 dakikalık röportaj görüntülerini günün hatırası olarak o Galatasaraylılara gönderir.  Hatta mikrofon uzatılan herkese bir tane de standart soru sorulur.  Duygusal değeri olan ya da ölçüm amaçlı olabilir yöneltilen soru. Verdikleri cevapların kullanılmasına onay verenlerin görüntülerinden kısa bir kolaj film de çıkabilir.

Bazı mağazalarda kısa süreli “celebrity” kullanmak da düşünülebilir. Sevdiğiniz aktör size alışveriş torbanızı takdim etse, beğendiğiniz gazeteci mağaza girişinde “hoş geldiniz” dese, eski bir sporcumuz aldığınız formayı sıcağı sıcağına imzalasa… Üstelik bunlar büyük bütçeli reklam prodüksiyonu değil de, alışveriş yapanları gülümsetmek isteyen Galatasaraylıların emeğinin ürünü olsa…

Alışverişi tamamlayanlara günün hatırası küçük bir anahtarlık, iğneli buton rozet (badge) ya da magnet verirsiniz, üzerinde “Yellow Friday” ya da “Yellow-Red Weekend” ibaresi bulunur.  Herkes baktıkça kalabalık alışveriş gününe dair deneyimini hatırlamaya devam ederken, hatıra ürünü görüp soranlar sayesinde “word of mouth” etkisi de artırılır.

E-ticaret sitesinden alışveriş yapanlara şık paketlerini kargo şirketi vaktinde ulaştırmalı hatta ona da küçük sürprizler eklemek mümkün.. Mesela haftaya futbol takımının Sivasspor deplasmanında. #YellowFriday rüzgarında illa ki Sivas’ta yaşayan Galatasaraylılar gsstore.org sitesinden ürün satın aldılar. Misal 20 yaşındaki bir öğrencinin kapısını çalsa elinde paketle Fernando Muslera, o gencin hayatındaki en şahane anlardan biri olmaz mı?  GSTV o şaşkınlık ve mutluluk anlarını kaydetse hatta?  Ya da Sivas’ta bir ustabaşı işyerinin adresini vermiş olsa kargo teslimatı için.. Dükkandan içeri elinde paketle Fatih Terim girse ne olur sizce? İnan edin, yıkılır Sivas Organize Sanayi 🙂

Elbette bu tip organizasyonlara katılım için profesyonellerin kontratlarında özel hükümler olması gerekir, “takımın konsantrasyonu dağılır” gibi karşı argümanlar her daim mevcuttur ama kabul edin gündeme oturur, pek çok insan “belki bir gün benim de kapım çalınır” diye mutlu olur.

Burada bir parantez açıp, yukarıda dile getirilen önerilerin kısa vadeli kampanya başarısını parlatmaya dönük olduğunu söylemek durumdayım.  Zamandan bağımsız realiteye bakarsak, bizdeki temel sorun marketing kavramının tekstil ürünü tasarlamak, mağaza açmak ve ürünleri satmaktan ibaret sanılmasıdır. Galatasaray Mağazacılık ve Perakendecilik A.Ş. yalnızca NIKE ya da Hummel forma satan bir organizasyon değildir.

Pazarlama fikrinin pamuklu kumaş satmaya indirgenemeyeceğini Galatasaraylılara anlatabilmek ve “takım kazanırsa forma satarız, top çizgiyi geçmezse müşteri gelmez” kısır döngüsünü kırabilmektir asıl zorluk.

Amerikalı satış gurusu, motivasyon ustası Zig Ziglar satın alma kararının önündeki beş engeli özetle sıralamış.

Teorik olarak baktığınızda #YellowFriday kapsamında mağazalara hücum etmek ihtiyaç mıydı?  Ekmek fırını değiliz, ertelenemez bir ihtiyaç söz konusu değildi  (NO NEED)

Ekonominin pek de iyi sinyaller vermediği dönemde çoğumuz hesabımızı bilmek zorundayız, açıkçası zaruri olmayan harcamaları erteleme eğilimi inkar edilemez (NO MONEY)

Cuma ya da cumartesi günü almasak NIKE forma ya da kırmızı t-shirt, tarifeli uçağı mı kaçıracaktık?  Hayır, demek ki (NO HURRY)

İhtiyacımız yoktu, paramız pek kıymetliydi, acelemiz de yokken niye deliler gibi izdiham yarattık, derdimiz neydi?  Zig Ziglar ustanın formülündeki dört ve beş bizi anlatıyor.

DESIRE.. Biz Galatasaray’a tutkuyla bağlıyız, sarı-kırmızıyla hemhal olmayı, Galatasaray ile anılmayı arzuluyoruz.  Gizleyecek halimiz yok, öyle böyle değil ÇOK seviyoruz

TRUST.. Bir şekilde Galatasaray’a güveniyoruz, ona yaslanma ihtiyacı duyuyoruz. Bizi üzdüğünde hatta hayal kırıklığına uğrattığında bile “ulan Galatasaray” deyip sarı-kırmızıya daha sıkı sarılıyoruz.

Kısacası mağazalara koşan, web sitesini çökerten, kuyrukta beklerken şikayet etmeyen, kısıtlı gelirinden hatırı sayılır miktarı kasaya bırakan bu kitle, tutku ve itimat ile kuşanmış.

Öyle bir kitle ki bu; göz kırpsanız, gülümseyip el sallıyorlar.

Ses veriyorsunuz, yaklaşıp sizi duymaya çalışıyorlar.

Çağırırsanız, size doğru koşuyorlar.

Satın alır mısınız?” diye sorunca adeta mağazaları yağmalıyorlar.

1950’lerin meşhur Tepebaşı gazinosunda Müzeyyen Senar dağı taşı inleten sesiyle “çile bülbülüm çile” yi söylerken mikrofonu dinleyicilere çevirince tüm gazino müşterisini o an avucuna alır, istisnasız herkes “Allaaah” diye hariçten gazel atarmış.  Bir Diva değilsiniz ama siz de “sarı” diye mırıldanıyorsunuz, onbinlerce kişi “kırmızıııı” diye gürleyip mağazalarda izdihama yol açıyor.

Yazının başında anlattığım fantastik rüyayı size günlük hayatta sunan, bunu da tevazu ile gerçekleştiren bir aileye sahibiz demek ki…

Sakın ola kırmayın bu insanları, üzmeyin iyi niyetli Galatasaraylıları…