Galatasaray’da seçim: Renk aşkı mı koltuk hırsı mı?

26 Mayıs 2018 cumartesi günü Galatasaray Lisesi’nin koridorlarında oradan oraya koşturan insanlar göreceğiz, sınıflara sandıklar kurulacak ve farklı çevrelerde eleştirilse bile ülkemizdeki demokrasinin en canlı örneklerinden biri olan kulübümüzde olağan seçim yapılacak.

SARI listeyle 6602 sicil numaralı Sayın Dursun Aydın Özbek de başkan adaylarından biri ve diğer adaylardan çok daha iyi tanıyoruz onu.

Hatırlayan kaldı mı bilmiyorum ama Prof.Duygun Yarsuvat yönetiminde başkan yardımcısı olarak görev yaparak deneyim kazandığına inanılan Sayın Dursun Özbek 3D vaadi ile 2015’te kulüp başkanlığına seçilmişti.

Neydi 3D?  DİSİPLİN, DENETİM, DAYANIŞMA

http://www.milliyet.com.tr/dursun-ozbek-projelerini-acikladi–galatasaray-2058566-skorerhaber/   (arşivlik haber linkini tıklayıp dikkatle okumanızı öneririm)

Disiplin deyince aklıma, tahsil edemeyeceğini bildiği halde futbolculara astronomik cezalar tahakkuk ettirip, bunu bilanço kaleminde alacaklar hanesine koyması geliyor sayın başkanın.  Genel kurulda kürsüden kendisini eleştiren bazı üyelere disiplin cezası verdirmek için çabaladığını da unutamıyorum.

Dayanışma deyince aklıma, kulübün içinde yuvalanmış statükocu siyaset esnafı ile sırt sırta vererek yaptıkları ve bunun yarattığı manevi tahribat geliyor.

Denetim deyince aklıma, hem bizzat seçtiği Denetim Kurulunun hem de kendisinden sonra seçilen Denetim Kurulunun raporladığı ve net tüzük ihlali olan idari / mali uygunsuzluklar geliyor.  Bu somut tespitlere rağmen kulüp üyelerinin ibra kavramı konusundaki farklı görüşleri, duygusallıkları ya da affedicilikleri sayesinde mali genel kurulda aklandıktan hemen sonra kürsüde yumruk show yapması ise başkası adına utanmama yol açmış hazin bir fotoğraf karesi olarak hafızama kazınmıştır.

Dahası da var.

Yönetim kurulundan istifa eden Cüneyt Tanman / Tayfun Demir / Selim Arda Üçer / Fatih İşbecer dörtlüsü, ihtiyaç molasında taraftarla transfer sohbeti, sucuk-ekmek ziyafetleri, kişisel Galatasaray geçmişine dair kötü kurgulanmış hikayeler, üçlü çektirme denemeleri, Hamzaoğlu, Denizli, Riekerink, Tudor, abuk subuk transferler, Mehmet Özbek – Levent Nazifoğlu ikilisiyle havaya saçılan paralar, Tudor’un üzerine Lucescu’yu futbol aklı olarak getirme fikri, Sayın Can Topsakal’ın “basketbolu öğreniyorum” konulu maceraları, Sayın Nasuhi Sezgin’in “istifa ediyorum” deyip bir türlü görevden ayrılamaması, federasyonlar nezdinde sıfıra yakın etki düzeyi, bu yaz sezonunda seçim öncesi kesin sportif başarı zaruretine istinaden 10 yeni futbolcu için yıllara yayılmış toplam 130 milyon Euro borç taahhüdüne girilmesi, defalarca ikaz edilmesine rağmen kur riskinin bir türlü hedge edilmemesi, tefeci faizine boyun eğerek factoring firmalarına abone olunması, bol kepçe maaşlar, acayip primler / kontratlar, yüklü faturalar – belirsiz faturalar – karışık faturalar vs…vs…

Boğaz’ın incisi Galatasaray Adasını yıktıran, bildiği iş otelcilik konusunda yanlış fizibilite yapan, görev süresince bize en çok arsa-arazi-beton-inşaat anlatan ama anlattığı hesaplar bir türlü realize olmayan başkan…

Hafızası insana yüktür bazen, hani hatırlamaktan yorulursun bazı detayları, aslan gibi şampiyon da olmuşuz, mevsim bahar..

Olmuşla ölmüşe çare yok, haydi bunları unutalım, Dursun başkanımıza bir şans verip sıfırdan başlayalım” diyorum bu sefer de aklıma “sıfır borç” efsanesi geliyor.

http://www.galatasaray.org/haber/kulup/baskan-dursun-ozbekten-aciklamalar/33536   

Dursun Özbek döneminde SIFIR BORÇ hedefinin altyapısı hazırlandı mı acaba?  Keşke bu konuda Dursun başkana teşekkür edebilseydik…

Galatasaray Spor Kulübü ve bağlı şirketleri konsolide olarak sadece 2017’de 426 milyon Türk Lirası dönem zararına imza atmıştır, bu kırılması zor acıklı bir rekordur.

Dolayısıyla Riva-Florya projelerinin arsa bedeli olan 342 milyon TL de erimiştir, tükenmiştir, berhava olmuştur.

2014 yılında 498 milyon TL olan net kredi borcumuz, 2017’de ilk defa 1 milyar TL’yi aşmıştır.

Ayrıca Galatasaray sadece 2017’de, bir yıl içinde 192 milyon TL faiz ve finansman gideri ödemiştir.

Bankaların ve finans kurumlarının gölgesinde spor yapar konuma düşürülen Galatasaray’ın 2014’te 62 milyon TL faiz / finansman gideri ödendiği hatırlandığında, üç yılda bu yükün üçe katlandığı anlaşılmaktadır.  Bu felaket döngüsünün kaçınılmaz neticesi olarak maalesef 2018 yılında en az 250 milyon TL faiz ve finansman gideri ödenecektir yani iyimser tahminle Galatasaray konsolide gelirinin üçte birini finans sektörüne ödeyecektir!

Riva-Florya arazilerini değerlendirme yetkisini garantilemek için 10 Ekim 2016’da SIFIR BORÇ taahhüdü ile yüreklere su serpmiş Sayın Dursun Özbek, bugünlerde “bana da borcunuz var” diyebilmektedir.

“BEN” dediği aslen Özbek Turizm A.Ş. olduğu için, alacağına faiz de talep ettiğini hatta bununla ilgili yeni faturalar düzenleyip kulübe gönderdiğini unutmadan ekleyelim.

Bu ne yaman çelişkidir, sayın eski başkanımız herkesi balık hafızalı mı zannetmektedir bilinmez ama 20 Ocak 2018’de kaybettiği seçimden sonra tekrar aday olmasını içerideki parasını kısa yoldan kurtarma çabası olarak yorumluyorum, buradan Galatasaray’ı ilgilendiren herhangi bir kahramanlık hikayesi, asil gaye, kutlu hedef, erdemli tavır çıkartamıyorum.  Kusura bakmasın.

Madem Tüzükten kaynaklanan hakkını kullanıp yeniden aday olmuş, sayın başkana dört net sorum var:

– Hani nasıl derler “evlerden ırak”, Allah esirgesin cümlemizi, yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı mıdır ?  

– Fenerbahçeli olmasından ziyade Galatasaray aleyhtarlığı ile medyada pozisyon elde etmiş, Yıldırım Demirören’in yaveri kurnaz gazeteci İbrahim Seten‘in yönettiği medya kampanyası sizi yeniden kulüp başkanlığına taşırsa, Fikret Orman’ın eski iş ortağı nevzuhur şahsiyet Serdar Güzelaydın‘ı Galatasaray Sportif A.Ş’nin tepesine yerleştirecek misiniz?

– Malumunuz TCMB siyasi ve ekonomik risklerden olumsuz etkilenip yükselen döviz kurunu kontol altına alabilmek için borç verme faizini 3 puan artırdı. Basından okuduğumuz kadarıyla siz de eksik olmayın 30 milyon Euro ile geliyormuşsunuz? Bu para HİBE midir? Eğer hibe değilse, faiz oranı bize en son kaça olur ?!?!??

– Seçim kampanyanızın öne çıkan mesajlarından biri de yeni transferleri müjdeleyen “yine uçaklar inecek” cümlesidir. UEFA kapısında sizden önceki Ünal AYSAL’ın açtığı finansal gedikleri savunmak zorunda kalmış, Financial Fair Play regülasyonlarına hakim biri sıfatıyla; bugün İsviçre’den Mondros mütarekesini andıran bir settlement agreement bekleyen Galatasaray’da bu uçaklar nereye ve nasıl inecek?  Hani diyorum ki acaba hevesinizi köreltmek için size bir flight simulator armağan etsek kulübün gariban çek defterini rahat bırakır mısınız?

Elbette Sayın Özbek bu dört soruyu görmezden gelip Galatasaray 5.0 projeler bütününü anlatmayı tercih edebilir ama kulübümüzün önceki dört tarihsel aşamasını da herhalde bir ara izah edecektir?

Konuyu toparlayacak olursak, bu seçimde GRİ renkli oy pusulası, KIRMIZI renkli oy pusulası, BEYAZ renkli oy pusulası geçerli seçenekler arasında sayılabilir.

Naçizane tavsiyem, yaptıkları ile anlattıkları arasında birkaç ışık yılı mesafe bulunan adaylardan her daim ısrarla sakınınız !

Ne bu seçimde, ne de başka seçimlerde…    İster 26 Mayıs’ta, ister 24 Haziran’da!

SON SÖZ:  Hafızanıza sahip çıkın, aldanmayın ve unutmayın!

Galatasaray Spor Kulübü seçimleri ve adaylara sorular

Futbolda 21. süper lig şampiyonluğunu kazanmış ve milyonların yüzünü güldürmüş bir kulübün parçası olmanın gururunu tüm Galatasaraylılarla paylaşarak başlayalım.  Öncelikle bu başarıda emeği geçen kulüp başkanından, sağlık heyetine herkese ama en çok sevgili Fatih Terim hocamıza ve Aslantepe’de rakiplere asla geçit vermeyen inançlı taraftarımıza teşekkür ederim.  Onlar olmasaydı bu başarı asla gerçekleşemezdi.

Türkiye’nin en kudretli spor kulübünde 26 Mayıs cumartesi günü seçimler yapılacak.  Kulübe hizmet etmek amacıyla yola çıkmış saygın Galatasaraylıların birbirini ötekileştirmediği, dedikodu ve iftiradan medet ummadığı, tek ayak üstünde bir düzine yalan söyledikten birkaç dakika sonra “BİZE GÜVENİN” demeyeceği centilmence bir yarış olmasını temenni ediyorum.

Bu sürece dair ilk beklentim, 26 Mayıs öncesi Türkiye’nin en seçkin eğitim kurumu olan GALATASARAY LİSESİ siyasi koz, seçmen etiketi ya da ayrıştırıcı unsur olarak kullanılmasın.  Mezunlar derneğini değil spor kulübümüzü yönetecek insanları arıyoruz. Ortak kimliğimiz Galatasaraylı olmaktır, her bir üyemiz için eşit düzenlenmiş seçme ve seçilme haklarımız kulüp tüzüğünden kaynaklanmakta olup, herhangi başka bir aidiyetin ön plana çıkarılması anlamsızdır.  Adaylar diplomalarını ya da mezuniyet derecelerini değil, spor kulübümüzün geleceğine dair tasarladıkları vizyonu ve bu uğurda sarf etmeyi taahhüt ettikleri emeği ortaya koysunlar.

Kimin geçmişten kaynaklanan ne karın ağrısı veya hesabı varsa da, kavgasını Mektep bahçesinden uzakta yapsın, bu olgunluğu göstermeyenlere karşı çok insafsız olunacağının sözünü şahsım adına bugünden veririm.

O Mektep bahçesidir ki, daha dün (20 Mayıs 2018 pazar) binlerce ebeveynin başvurduğu Galatasaray İlkokulu kurasında 50 şanslı çocuktan birinin kendi evlatları olması için dua eden annelerin, babaların, dedelerin, teyzelerin, amcaların buluştuğu yerdir.  Hangi spor kulübünün renklerine gönül vermiş olurlarsa olsunlar, evlatları için en iyiyi isteyen ve birbirlerine de şans dileyen o insanlar bize ilham versin.  Bazı zaman incir çekirdeğini doldurmayan tartışmalarda kendimize alan açmaya çalıştığımız Galatasaray aslında sadece bizim için değil, eğitim kurumu sıfatıyla bu ülkenin de birleştirici unsurlarından biri, belki de en çok arzulanan, özenilen yapısıdır.

İlla ki Galatasaray Lisesi üzerinden seçimde yarışmacı pozisyon devşirecekseniz, o vakit işinize geleni seçmeyeceksiniz.  Bu müstesna eğitim ocağının vasatlığı ödüllendirmeyen, hep daha iyiyi arayan ve bu topraklara ışık tutmuş olan felsefesi, dileriz ki iftihar kaynağı kulübümüzün her zerresine sirayet etsin.  Öyle ya, bugünkü formatına 150 sene önce kavuşmuş ve çökmekte olan Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyetine ve 21.yüzyıla dek uzanan yıllar boyunca kurucu hedefinden şaşmamış ve zirveden inmemiş başka kaç müessese hatırlıyorsunuz ki ?

Yaklaşan seçim ortamına dönecek olursak, heybesinde diploma haricinde iddia olmayan ya da o diplomaya çamur atmaktan öte laf bulamayan vasatların diline pelesenk edeceği bir olgu değil GALATASARAY, fikri ve hissi kapasiteniz müsaitse örnek alacağınız özelliği de yukarıda tarif edildiği şekliyledir.

Mekteb-i Sultani 1906 mezunu Ali Sami YEN’in “Türk olmayan takımları yenmek” olarak ifade ettiği amaç da, tam bu tarife karşılık geldiğini düşünmekteyim.

Alman yazar Goethe’nin dediği gibi “insanları birleştiren duygular, ayıran ise fikirlerdir”

Elbette seçimde alternatif fikirler, öneriler, projeler yarışsın, farklı düşünceler çarpışsın ama sandıklar kapandığında aynı duyguda buluşamıyor isek her birimizden daha mühim olan Galatasaray idealine ihanet eder konuma düşeriz ki, mazallah ruz-i mahşerde Ali Sami YEN’in, Emin Bülend’in, Hasnun Galip’in, Aslan Nihat’ın, Gündüz Kılıç’ın ve cümle büyük şahsiyetin yüzüne bakamayız.

26 Mayıs 2018’de seçim sandıkları kurulmadan önce manzara-i umumiye ise şöyle:

Galatasaray Spor Kulübü pek çok yanlış karar, hatalı işlem ve denetimsizlik sonucu yıllar içinde bulunduğu çıkmaza itilmiş ve artık bildik söylem ve yöntemlerle “yönetilemez” hale gelmiştir. Maliyetleri finanse edilemeyen sportif başarılar yarattığı iyimserlikle hepimizi oyalarken, kulübün geleceğini ipotek altına sokmuştur.  İdari yapılanmada ilkeler değil isimler konuşulduğundan istikrarlı performans bir türlü sağlanamamıştır. Adaylardan beklentimiz gerçek bir değişim / dönüşüm planını, somut – realist – ölçülebilir şekilde anlatmaları, popülizmden mutlaka uzak durmaları, proje niyetine sadece arazi ve gayrimenkul anlatmayıp sporun özüne dair uzun vadeli planlar ve stratejiler sunmaları olsun.  Ana faaliyetini ikinci plana itmiş izlenimi veren bir spor kulübünün tek sefere mahsus çözümlerle düze çıkması beklenemez, kurumsal sürdürülebilirlik ön planda tutulmalıdır. Elbette milyonların göz bebeği olan böyle güzide bir spor kulübünün zayıf ve çaresiz gösterilmesine de razı olunamaz.

Kulübün DNA’sından kaynaklanan kazanma kültürü, lig şampiyonluğunun coşkusu, camiayı peşinden sürükleyen Fatih Terim’e duyulan güven, gelecek sezona dair iyimserlik bir yana tamamen realist bakıldığında son 15 yılda Galatasaray SPOR Kulübü  stratejisi ve uzun vadeli planları olmayan, dönemlik hedeflere göre bir araya getirilmiş sporculara hesapsız ödemeler yapan, kısacası doğru yönetilemeyen, iyi denetlenemeyen, radikal biçimde dönüşmesi gerektiğini inkar eden üyeleriyle borca batık müflis bir yapı izlenimi vermektedir maalesef…

Bu seçimde hangi adayların kulübe önce “acı reçete” sonra da “sahip çıkılması gereken değerleri koruyarak somut bir dönüşüm planı” sunacağını henüz bilmiyoruz.  Şu ana kadar düşük profilli kampanyada bol bol SMS’e, yuvarlak cümlelere, iyimser vaatlere ve geleneksel söylemlere maruz kaldık.  Ben bu büyük kulübü yönetmeye namzet Galatasaraylılara birkaç soru hazırladım.  Kanaatim odur ki, bu ve benzeri soruları tüm üyeler sorar ve koltuğa aday olanlar da kısa / net / somut / ölçülebilir cinsten 5N1K cevaplar verirlerse en doğruyu seçme şansımız artar.  Başlıyoruz:

  • Neden aday oldunuz? Ekibinizi hangi kriterlere göre bir araya getirdiniz? Galatasaray’da fark yaratmak üzere ele alacağınız ilk üç konu hangileridir ? Galatasaray’ı mevcut durumundan ileriye taşımak adına diğer adaylardan en belirgin farkınız olarak neyi gösterirdiniz ?
  • Tüzük hükümlerinin ihlal edilmesinin önlenmesi ve kulübün daha şeffaf yönetilmesi / iyi denetlenmesi için ne yönde tüzük tadili yapılacağını anlatır mısınız?  Örneğin denetleme, sicil ve disiplin kurullarının çarşaf liste dışında bağımsız seçilmesi fikrini destekliyor musunuz?
  • Genel kurulun zamanında ve yerinde denetleme yapabilmesi için düşündüğünüz çözümler nelerdir ?  Bütçe hedeflerine dair gerçekleşmeleri biten mali yılın ardından değil de, mesela aylık veya üçer aylık dönemler içinde üyelerle paylaşabilecek misiniz?
  • Kulüpteki karar alma mekanizmalarının öncülü olan araştırma – planlama – strateji süreçlerine konularında yetkin ve gönüllü katkı vermeye hazır kulüp üyelerinin ya da henüz kulüp üyesi olmamış Galatasaraylıların katılımı nasıl özendireceksiniz ?

 

  • Kulüp ve bağlı şirketlerdeki idari yapılanma ne şekilde organize edilecek, en iyi profesyonellerden optimum maliyetle doğru performans almaya yönelik iş planı nedir?  Nepotizm iddialarını önlemeye yönelik ne gibi seçme / yerleştirme kriterleri olacak ?
  • Üç yıllık yönetim dönemine sığmayacağını da unutmadan, başarıları hesapsızca satın alan modelden temelde başarıyı öz kaynaklarıyla üreten Galatasaray’a geçiş nasıl sağlanacak ?  Scouting sistemi hakkındaki düşünceleriniz nedir, Türkiye’de ve dünyada kurumun genlerine uygun hinterland olarak nereleri belirlediniz?  Galatasaray’ın bazı branşlarda sporcu üretemiyor olmasının temel gerekçesi sizce nedir ?
  • Futbolda “spor aklı” olarak Divan Kurulu üyemiz Sayın Fatih Terim ismi tüm adayların ortak tercihi, doğal olarak aklın yolu bir gözüküyor.  Varsayalım ki şu an en iyi seçenek olan Fatih Terim hocamız aniden emeklilik kararı alır ya da mesela Serie A’da şampiyonluk hedefleyen bir kulübe giderse B planınız var mı?  Başka bir deyişle “Allah kerim Fatih Terim” dışında futbola dair tahayyülünüz nedir?
  • Futbol haricindeki branşların mevcut durumu ve finansman yaratmanın zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, bu branşlarla ilgili strateji nasıl şekillenecek ?
  • Galatasaray’ın en büyük yatırım ve maalesef zarar kalemi olan transferlerde nasıl bir politika izleyecek ve bu konudaki geçmiş olumsuz deneyimleri nasıl değiştireceksiniz? Kulüp çalışanlarının, temsilcilerin, menajerlerin uymak zorunda olacağı bir transfer yönetmeliği hazırlamayı düşünür müsünüz?
  • Her branştaki sporcularımız için saygın işveren ve kariyer fırsatı konumunda bir kulübü sağlamak için hangi önlemleri alacaksınız ?  Her branştan ve her yaş grubundan sporcuların aileleri ile nasıl iletişim kuracaksınız ?

 

  • Kemerburgaz’a taşınması planlanan tesislerimizin anahtar teslim maliyeti nedir, bu harcama kaleminin kaynağı nereden bulunacak ?  Üst kullanım hakkı alınan arazinin Galatasaray’ın yakın gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayacağına dair analiz yapıldı mı?  Arazi amaca ya da hesabımıza uygun değilse başka bir taşınmazla takas edilmesine nasıl bakarsınız ?
  • Aslantepe’de inşa edilmesi planlanan spor salonu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yüksek maliyetli bu projenin kaynağını nasıl yaratacaksınız ?

 

  • Nakit akışı nasıl düzenlenecek, muaccel borçların ödenmesi ve kısa vadeli borçların çevrilebilmesi için kaynak nereden bulunacak ?
  • Konsolide borç – alacak farkımız 31 Aralık 2017 itibariyle 1,163 milyar TL mertebesindedir.  Üç yıl sonra bu rakamın kaç TL olmasını hedefliyorsunuz?
  • Kulübün ve bağlı şirketlerin tüm gider kalemlerinde israf nasıl önlenecek? Üç yıl içinde ulaşmayı planladığınız tasarruf oranı nedir ?
  • Ürün ve hizmet tedarikinde etkin maliyet yönetimini temin etmek yani alırken kazanmak maksadıyla hangi kurallar uygulanacak?  Kamuoyu ile paylaşılacak satın alma yönetmeliği ve ihale prosedürü gibi bağlayıcı belgeler düşünülüyor mu ?
  • Konsolide borç stokunun yeniden yapılandırılması, bilançoyu perişan eden kur riskinin minimize edilmesi gibi konularda somut planlar nedir ?
  • Yeni gelir kaynaklarının elde edilmesi, sürdürülebilir projeler ve sponsorluk bağlantıları nasıl yönetilecek ?   Galatasaray markasının yönetilmesine dair ana vizyonunuz nedir ?
  • Galatasaray Spor Kulübü ve bağlı şirketlerinde satış, pazarlama, CRM, müşteri deneyimi gibi konularda ne yönde bir değişim öngörüyorsunuz?

 

  • Medya aracılığıyla beklentileri sürekli yükseltilen, geçmiş dönemde kandırıldıkça haklı olarak öfkelenen, öfkeyi yatıştırmak üzere şımartıldıkça tatmin duygusunu yitiren, nihayetinde sosyal medya sayesinde hepten zıvanadan çıkan endüstriyel seyirciye kulüp bünyesinde uygulanması elzem olan “acı reçete” nasıl anlatılacak ?
  • Endüstrinin girdabına henüz kapılmamış vefakar taraftarlarımız ve Galatasaray markasının sadık müşterileri ile ilişkiler nasıl düzenlenecek?  Kurumsal hedef ve ihtiyaçlar doğrultusunda nasıl mobilize edilecekler ?

 

  • Ulusal veya uluslararası hukuki riskler, süren davalar, mevzuattan kaynaklanan müeyyide olasılıkları karşısında nasıl pozisyon alınacak ?
  • Halka açık Galatasaray Sportif A.Ş’nin hiç bir zaman bütçe yapamamasını ve birkaç yıldır CEO makamının boş olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz ? Çözümünüz nedir ?

 

  • Galatasaray Sportif A.Ş’nin yabancı sermaye ortaklığına dönüşmesine nasıl bakmaktasınız ?

 

  • Galatasaray Adası, Mecidiyeköy’deki natamam inşaat, Hasnun Galip’teki kulüp binası ve diğer taşınmazlar hakkındaki değerlendirme alternatifleriniz nedir ?
  • Ulusal ve uluslararası spor federasyonları, rakip kulüpler, bürokrasi, yerel yönetimler ve devlet ile ilişkilerde temel ilkeler ve yaklaşım nasıl şekillenecek ?
  • Kulüp başkanı olarak seçilirseniz medya ile olan ilişkilerinizi nasıl düzenleyecek, hangi prensipleri belirleyeceksiniz ?  Medyadaki kartelleşme ve spor basınındaki gruplaşmanın Galatasaray’ı ilgilendiren riskler doğurabileceğini düşünüyor musunuz ?
  • Yönetim kurulu listesinde aday olan üyeler sosyal medya hesaplarını kapatmaya ve Galatasaray ile ilgili hiçbir paylaşımda bulunmamaya söz verebilirler mi?

 

  • Bütçe disiplini, başkan ve yönetim kurulu üyelerinin müteselsilen mali sorumlulukları gibi bağlayıcı tüzük maddelerinden haberdar mısınız ?  Dursun Özbek döneminde 7 kulüp üyesinin katkılarıyla hazırlanan ve daha sonra sümen altı edilen Galatasaray Mali ve İdari Kriterlerini hayata geçirmeyi düşünür müsünüz ?
  • Yönetim döneminizde oluşan ve tamamen hatalı karar ve yanlış tercihlerinizden kaynaklanan görev zararını nakden tazmin etme sözü verir misiniz ?

Bu ve buna benzer tüm soruların en doğru cevaplarını ortak akılla bulmak ve tavizsiz uygulanmasını sağlamak durumundayızGalatasaray Spor Kulübü iyi insan ve nitelikli sporcu yetiştiren, inandığı değerleri ve çıkarlarını her platformda savunan, sürdürülebilir başarıyı hedefleyerek milyonlarca Galatasaraylıyı gururlandıran, dirayetli insanlar tarafından stratejik hedefler doğrultusunda yönetilen, hesap veren, çok iyi denetlenen muteber bir kurum olmalıdır.  GALATASARAY bir bütün olarak spor kulübü olmanın da ötesine geçip, Türkiye’ye umut dağıtan, ilham veren bir medeniyet projesi olmalıdır.

Bundan sonra söz adayların, takipteyiz…

Rakibini seçemeyenlerin oyunudur futbol

Neydi Simon Kuper’in meşhur kitabının ismi? “Futbol asla sadece futbol değildir

Arjantinli teknik adam  Luis Cesar Menotti bunu bir adım ileri götürmüştür “yalnızca futboldan anlayan aslında futboldan da anlamaz” diyerek..

Fransız yazar ve filozof (aynı zamanda eski kaleci) Albert Camus hayata ve mecburiyetlere dair pek çok şeyi futboldan öğrendiğini söylerken, gösteriş ve sadeliğin aynı anda sahada yer alabilmesinden ve sonsuz olasılıkların varlığından etkilenen filozof ve edebiyat eleştirmeni Jacques Derrida hayatın saha çizgilerinin dışında aranmaması gerektiğine değinir.

Keşke bu güzel oyunu sadece saha içinde tutabilseydik ama mümkün olamıyor. Mesela 14 Nisan 2018’de futbolun çok sevildiği bir ülkede, bir siyasi partinin genel başkanı ve yürütme erkinin yegane sahibi olan şahıs şampiyonluk yarışında olan bir kulübün ismini zikrederek, partili gençlere stadyumu doldurmalarını emretti.

Bu beyanın arkasından türlü rivayet dile gelse de, konu inanın spor veya futbol değil, bir ülkenin sosyolojik olarak dönüştürülmesi ve siyasi hedeflere göre yeni “bişey” kurgulanma çabasıdır.

Bahsettiğimiz siyasi figür eski futbolcu Recep Tayyip Erdoğan..

15 Nisan 2018 akşamı GALATASARAY ile şampiyonluk yolunda kader maçına çıkacak Medipol Başakşehir kulübünden yana açık tavır alan ve bu yönde kitlesini mobilize eden açıklamayı yürütmenin başı (Reis-i Cumhur) olarak yapıyorsa hatalıdır çünkü tarafsızlık ve kamu görevi ortadayken böyle bir beyanda bulunması vazifesiyle bağdaşmaz.

Açıklamayı AKP genel başkanı olarak yapıyorsa, ki öyle görünüyor, siyaseten riskli bir hamledir, 3-5 bin Başakşehirli genci heyecanlandırmaya karşılık 3-5 milyon Galatasaraylıyı kırmış ve öfkelendirmiş olabilir (kaldı ki başka kulüp taraftarları da bu pozisyona tepki duyabilir)

Dil sürçmesi, maksadını aşan beyan ya da siyaseten rakipsiz olmanın getirdiği pervasızlık olabilir, bunu net olarak bilemeyiz

Biz Galatasaray özelinde bundan sonrasına bakalım kısaca:

a) Rakibimiz artık sadece Sayın Abdullah Avcı’nın takımı değildir, Beyefendinin işaret ettiği hükümet kulübü ve çevresinde yaratılmaya çalışılan suni futbol iklimidir. Herkes safını seçmekte serbest elbette. TFF, hakemler, gözlemciler, medya hatta bazı Galatasaraylılar dahi tereddüte düşebilir. Mesela Abdürrahim Albayrak’ın bu konuda ne diyeceğini ben merak etmiyorum, umarım konu hakkında halka açık şirketin yöneticisi olarak bir açıklama yapmama inceliğini gösterir!

b) 15 Nisan 2018 Pazar günü Türk Telekom Stadyumunda oynanacak süper lig maçında Başakşehirli AK gençlik deplasman tribününde liderlerinin adını haykırıp nazire yapar, stadın geri kalanı (ki yaklaşık 45 bin kişi) bu siyasi gövde gösterisini çok ağır protesto ederse nur topu gibi yeni bir krizimiz olur.  Malumunuz AKP genel başkanı son derece alıngan, öfkeli ve kinine sahip çıkmakla övünen bir liderdir.

c) Tribünlerde maç suhuletle tamamlanır ama müsabaka sonunda muhabirler mikrofon uzatır ve konuyu sual ederse çok dikkatli yorum yapılmalıdır.  Beştepe’de mukim zat-ı muhteremi kızdırmamak korkusuyla kabahatli çocuk gibi konuşmak da yanlıştır, siyasi parti mitinginden çıkıp gelmiş aktivist gibi bu muhataba ayar verme çabası da yanlıştır.  Hele maçı kazanmışsak tam bir “winner” üslupla her şeyin farkında olunduğuna vurgu yapılarak konu soğumaya terk edilmelidir.

d) Yerel yönetimin kaynaklarını sömürerek büyüyen ve daha sonra şirketleşen Medipol Başakşehir elinde UEFA Champions League biletiyle bu yaz yabancı sermayeye satılırsa ülke futbolunun kaderi değişecektir. Kirli veya temiz olmasına bakılmaksızın paranın futbola tamamen hükmetmesine dair endüstriyel propaganda kimilerinin arzuladığı noktaya varırsa kartlar yeniden karılacaktır ve emin olun bize düşen sinek ikili olur. Zira biz bazılarının burun kıvırdığı ve itinayla aşındırılan eski Türkiye’nin en kudretli spor kulübüyüz.  Nedendir bilinmez, ülkeyi ayrıştırmak pahasına uydurulmak istenen yeni Türkiye’de ise yerimiz merkezde değil, kenarda olacaktır.  Yıllardır kulübümüzde devam eden basiretsiz yönetim tarzı ve yaratılan finansal bataklık da bu ihtimali hazırlamıştır.  Galatasaray kırık kaburgasını herkesin bildiği güçlü bir boksöre benziyor aslında.  Doğru tedaviden kaçındığı için kendini sürekli kollamak zorunda ama ring rakiplerden kaçmak için çok küçük!

Ne siyaset derdimiz, ne de ticaret…. Elbette yine son sözü meşin yuvarlak söylemelidir.  15 Nisan 2018’de 90 dakikanın sonunda Başakşehir’i yenmek zorundayız ve GALATASARAY için artık şampiyonluk daha da değerli bir hedef haline gelmiştir.

Unutmayın, futbol asla sadece futbol değildir.

İ.B.R.A olmak ya da olmamak

İbra” Arapça bir kelime olup, beraat ile aynı kökten gelir.  Türkçe karşılığını “aklama, temize çıkarma, borçtan kurtarma, onaylama” olarak kabul edebiliriz.

Galatasaray Spor Kulübü üyelerinin bu kadarını bildiğine inanıyorum, devam eden satırlar hakkında ise kafaların karışık olduğunu düşünmek için çok sebep var.

Galatasaray Spor Kulübü Derneği tüzük hükümleri doğrultusunda yönetilir.  Tüzük hukuki kaynağını 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunundan alır.

Dernekler Kanunu ve Medeni Kanunda “ibra” kelimesine rastlayamıyoruz.  Bu durumda ibrayı anonim ortaklıklardaki ibra yani Türk Ticaret Kanunu üzerinden okumak doğru olacaktır.

Camiamız ne kadar farkındadır kestirememekle birlikte, dernek veya anonim şirketlerde ibra duygusal değil teknik bir olgudur.

Gelenek, görenek, maneviyat gibi kavramlarla karıştırılmaması gerekir.  Geleceğe dönük farklı hesaplarla kin güdülecek ya da sonsuz affedicilikle üzeri kapatılacak bir süreç de değildir.

İlgili yönetim dönemini ve aynı dönemde görev yapmış yönetim kurulu üyelerini ibra ettiğinizde ilgili tüm icraat, mali sonuç, hata, kusur ve eksikleri de aklamış / onaylamış / sahiplenmiş olursunuz.

Onaylamanın ötesinde benzer yönetim kararlarını, belki daha kötü mali sonuçları, aynı hata ve kusurları gelecekte de kabulleneceğinizi ve kulübün istikametinden memnun olduğunuzu ilan etmiş olursunuz.

İ.B.R.A nedir ?

Dört harfli ibra kelimesini kısaltma olarak kabul edelim bir an için

İ: idari karar ve işlemler

B: belgeler (Tüzük, fatura, makbuz, dekont, sözleşme vs.)

R: raporlar (faaliyet raporu, bütçe, denetleme kurulu raporu, bağımsız denetim görüşü vs.)

A: ahlaki zaaf, akıl noksanlığı, ağır vazife ihmali gibi kusurların varlığı ya da yokluğu

Böyle konumladığınızda ibrayı kavramsallaştırmak daha kolay hale geliyor.

Ya Galatasaray’daki İ.B.R.A genelde nasıl algılanıyor / şekilleniyor ?

İ: inkar ve iltimas (gerçekleri görmezden gelme, riskleri yok sayma, dost ve arkadaşları kayırma, şahsi çıkarları kollama)

B: bilgisizlik  (Tüzük başta olmak üzere kulübün belge ve raporlarına ilgi duymamak, vakıf olmamak kısacası okumamak)

R: riyakarlık (gerçek niyetlerin saklanması, çifte standart, ezberlenmiş tavırlar, ince hesaplar)

A: aldanma (yoğun propaganda tesiri altında kalıp ibrasızlık durumunun yaratacağı sonuçlar hakkında yanılgıya düşme)

31 Mart 2018 cumartesi günü Dursun Özbek yönetimi ve 2017 faaliyet yılı büyük oy farkıyla ibra edildi.  Aslında ibra edilen Dursun Özbek’in izahı mümkün olmayan başarısız performansı değil, onu seçtirmek için çalışan, seçtirdikten sonra başına üşüşen, 20 Ocak’taki erken seçimi sürpriz şekilde kaybedince ibra oylamasında rövanş için vaziyet olan kulüpteki yerleşik statükodur.

İbra oylamasının geç saate kalması nedeniyle o an salonda bulunan 900-1000 arası üyenin büyük çoğunluğu 2017 yılını “onaylamış” ve “aklamıştır”

Oylamaya katılan üyeler açık iradelerini bu şekilde göstermişlerdir, karar tamamen meşrudur.  Kararı teknik açıdan tartışmak zaman kaybıdır, eleştirmek ise anlamsızdır.

Mali sonuçları üyelere takdim eden kulüp başkanı Sayın Mustafa Cengiz’in 2011 yılındaki Adnan Polat ibra oylamasını kırgınlık doğuran bir ayıp ya da düzen bozucu kaos olarak görmesi ve bu bağlamdaki konuşması da üyeleri etkilemiştir.  2018 yılı kulüp denetleme kurulunun sunumlarını beraber ve solo şarkılar programına çevirmesi salonda kısmen tepki yaratmıştır.  İbra konusundaki sorunlu alanların tüzük maddelerine değil, magazin detaylara dayandırılması da sunulanları hafifletmiştir.

Oysa başta söylediğimiz ibra gerekçelere dayandırılması gereken bir kavram, örneğin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13 Mayıs 2013 tarihli anonim şirketlerde ibraya dair kararında:

Genel kurul tarafından verilen ibra kararlarının hukuki sonuç doğurabilmesi için ibranın açık ibra, yani somut olayların tartışılıp değerlendirilmek sureti ile ilgililerin ibrasına karar verilmesi gerekmektedir.” denilmiştir.

Galatasaray’ın gerçeklikten kopup manasız çekişmelerin içine savrulması, incir çekirdeğini doldurmayan lafların / devede kulak rakamların gündem olması; ibra edildikten sonra vakur bir ifadeyle teşekkür eden nice başkanı görmüş bu gözlerin derbi maçın son dakikasında galibiyet golü atmış gibi sevinen sabık başkanın hırsına şaşırmasına engel olamadı.

Re Re Re Ra Ra Ra diye tempo tutarak sevinen ve ömürlerini kulüpten maddi – manevi beklenti umuduyla geçirenleri Mayıs ayında sandık başlarında da göreceğimize emin olabiliriz.   Bu kitle sahnede yumruk şov yapan Dursun Özbek’in etrafında yine kenetlenecektir.  Dursun başkanın yeni dönem seçim sloganı da benden olsun, hafızası zayıf seçmen bu öz güvene bayılacaktır, eminim.

YAPTIKLARIM YAPACAKLARIMIN TEMİNATIDIR

A_Ş_K Markası

Bütün marka yöneticileri, pazarlama direktörleri, CEO’lar, girişimciler, patronlar mutlaka şu anlatacağıma benzer bir rüya görmüştür.

Rüya bu ya, isterler ki markaları herkes tarafından bilinsin, toplumun her kesiminde ilgi uyandırsın, pazarlama faaliyetlerinde minimum bütçe ile en yüksek etkileşime ulaşılsın, müşteriler hevesle mağazaların kapısına yığılsın, o tutkulu müşteriler fayda/maliyet hesabından önce duygusal gerekçelerle para harcasın.  Üründen/hizmetten memnun olmayanlar hatta satın alma kararlarını erteleyenler bile markadan kesinlikle kopamasınlar, saplantılı şekilde markayı övmeye devam etsinler.  Diğer markaları neredeyse yok sayacak kadar sadık olsunlar.

Rüyanın adı Lovemark (aşk markası), uzun ömürlü ve imrenilen tüm ilişkiler gibi hem yüksek dozda sevgi hem de büyük saygı gerektiriyor.

Rüyayı şimdilik bir kenara park edelim, son kullanıcıya ürün ve hizmet götüren GSSTORE mağazalarında bu haftasonu yaşanan alışveriş çılgınlığı üzerinden bir pazarlama kampanyasının ana unsurları hakkında hatta iyinin de iyisi olabilir mi diye biraz kafa yoralım.

Bu tarz kampanyalarda ticari amaç satış gelirini artırmak, stokları eritmek, gün sonunda kar elde etmek olabilir.  #YellowFriday ise şenlik havasında geçti, ticari projeksiyonların çok ötesinde heyecan dalgası yaratırken Galatasaray markasının müşterileri nezdinde sadakat testinden yıldızlı pekiyi aldığı bir sürece dönüştü.  #YellowFriday ismini ortaya atan Galatasaraylı Sayın Gökhan Bilek’e , mağazalarda bilfiil emek veren yönetim kurulu üyelerimize, mağaza müdüründen kasiyere tüm GS Mağazacılık ve Perakendecilik A.Ş. çalışanlarına ve emeği geçmiş herkese şükranlarımı sunarım.

Burada amaç tek bir günde ya da belirli hafta sonunda ciro rekoru kırmaktansa, en çok sayıda insanı mağazalara getirmek ve işlem adedi olarak olabilecek en yüksek sayıya ulaşmaktır.  Kalıcı başarı herhangi bir derdinizi çözmeyecek bir günlük kar ile değil, büyük kitlenin mobilizasyonuyla sağlanacaktır.   Peki bundan sonra ne olur ? “Çok tutan filmlerin devamı çekilir” dersek, #YellowFriday 2 için bazı önerilerde bulunalım.

Kampanyanın ana teması “mağazalara toplu hücum” olduğuna göre önce satış noktalarında maksimum stok seviyesine ulaşmak gerekiyor.  Fazlasıyla ürün, pek çok beden ve renk seçeneği düşünülünce ufak metrekareli mağazalar ya da depolama alanının dar olduğu yerlerde bazı ürünlerin yok satmasını engellemek için pratik lojistik çözümler de düşünülebilir.

Malı raflara dizdik, depomuz tıkabasa dolu, tüm izinler iptal, güleryüzlü personel hücumu karşılamaya hazır ise ikinci konumuz teknik işleyiş.  Kasa-POS entegrasyonu, barkod okuyucular, işlem hızı, aşırı yüklenmeden kaynaklanacak sorunların hızla çözümü, gerekirse yedek mobil POS ile ikinci kasa fonksiyonu ifa edilmesi (mevzuat açısından mümkün ise), kasa kuyruğunun doğru idare edilmesi, daha önceki günlerde yapılmış alışverişlere dair o gün iade/değişim işleminin yapılmaması gibi detaylar önemli.

Galatasaray’ın elindeki iletişim kanallarının etki alanı tartışılmaz, dolayısıyla yeteri sayıda potansiyel müşteriyi tetikledik diye varsayabiliriz. Peki bu insanlar nasıl gelecekler, en yakın GS Store nerede?  İlk akla gelen gsstore.org web sitesine bakmak ama ya aşırı yoğunluktan siteye ulaşılamıyorsa, 502 Bad Gateway gibi anlamsız mesajlarla tıkanıyorsa tıklamalarınız ??

Mağazaların adres ve telefonları galatasaray.org üzerinde de bulundurulmalı, ki mevcut http://galatasaray.org/s/magazalar/70

Daha da ileri götürüp büyükşehirlerdeki ulaşım akslarına göre dağılım ya da AVM içinde bulunanlara göre ayrım verebiliriz. Metro hattına yakın olanlar, metrobüs hattına yakın olanlar, iskelelere en yakın mağazalar, otopark kolaylığı açısından AVM stores..vs…

Müşterimiz girdi mağazaya, ona ürün çeşitliliği dışında somut ne vaat edelim ki satın alma kararı etkilensin? 3 al 2 öde gibi teklifler, anlaşmalı bankalardan ekstra taksit ya da ödül puan(bonus), belirli bir periyod için mağazaya özel fırsatlar, fiş bedeli belli bir tutarı geçince özel koşullar gibi hamleler genelde sonuç verir.

Peki iletişim kanallarındaki genel duyurular haricinde hangi müşterileri alışverişe bilhassa davet edelim? İşte burada segmentasyon ve CRM işin içine giriyor. Birkaç örnekle açıklamak gerekirse:

  1. GS Bonus Card ile en az 6 ay önce GS Store alışverişi yapmış, bir daha gelmemiş müşteriler
  2. GS Bonus Card’ı sadece öncelikli bilet alımında kullanmış, VISA/Mastercard olarak alışverişlerinde hiç kullanmamış kişiler
  3. GS logolu Passolig sahipleri (bu datayı ilgili bankadan elde edebiliyorsak)
  4. Eğer ayrıştırılabiliyorsa birer online hediye çeki göndermek suretiyle en sadık GS Store müşterileri (bir yılda en çok işlem yapanlar, en çok para harcayanlar)

Elbette beş kıtada, 81 vilayette müşterisi olan bir marka için teknolojinin nimeti e-ticaret.  Şunda anlaşalım, anlık anormal trafik yüküyle her site göçebilir ya da birbiri ardına açılan sayfalarda yavaşlama olabilir.  Önemli olan maksimum yükü tahmin edip çeşitli önlemler alabilmek.  Örneğin server yükünü load balancing ile dağıtmak, evvelden hosting firmasıyla görüşüp sanal sunucular kiralamak, 3D secure işlemlerdeki yoğunluğu düşünüp gerekirse bankaları uyarmak gibi..

Seçilen mağazalarda alışveriş yapanlarla kısa röportajlar gerçekleştiren GSTV daha sonra ilgili kişilerin e-posta adreslerini alıp, 1-2 dakikalık röportaj görüntülerini günün hatırası olarak o Galatasaraylılara gönderir.  Hatta mikrofon uzatılan herkese bir tane de standart soru sorulur.  Duygusal değeri olan ya da ölçüm amaçlı olabilir yöneltilen soru. Verdikleri cevapların kullanılmasına onay verenlerin görüntülerinden kısa bir kolaj film de çıkabilir.

Bazı mağazalarda kısa süreli “celebrity” kullanmak da düşünülebilir. Sevdiğiniz aktör size alışveriş torbanızı takdim etse, beğendiğiniz gazeteci mağaza girişinde “hoş geldiniz” dese, eski bir sporcumuz aldığınız formayı sıcağı sıcağına imzalasa… Üstelik bunlar büyük bütçeli reklam prodüksiyonu değil de, alışveriş yapanları gülümsetmek isteyen Galatasaraylıların emeğinin ürünü olsa…

Alışverişi tamamlayanlara günün hatırası küçük bir anahtarlık, iğneli buton rozet (badge) ya da magnet verirsiniz, üzerinde “Yellow Friday” ya da “Yellow-Red Weekend” ibaresi bulunur.  Herkes baktıkça kalabalık alışveriş gününe dair deneyimini hatırlamaya devam ederken, hatıra ürünü görüp soranlar sayesinde “word of mouth” etkisi de artırılır.

E-ticaret sitesinden alışveriş yapanlara şık paketlerini kargo şirketi vaktinde ulaştırmalı hatta ona da küçük sürprizler eklemek mümkün.. Mesela haftaya futbol takımının Sivasspor deplasmanında. #YellowFriday rüzgarında illa ki Sivas’ta yaşayan Galatasaraylılar gsstore.org sitesinden ürün satın aldılar. Misal 20 yaşındaki bir öğrencinin kapısını çalsa elinde paketle Fernando Muslera, o gencin hayatındaki en şahane anlardan biri olmaz mı?  GSTV o şaşkınlık ve mutluluk anlarını kaydetse hatta?  Ya da Sivas’ta bir ustabaşı işyerinin adresini vermiş olsa kargo teslimatı için.. Dükkandan içeri elinde paketle Fatih Terim girse ne olur sizce? İnan edin, yıkılır Sivas Organize Sanayi 🙂

Elbette bu tip organizasyonlara katılım için profesyonellerin kontratlarında özel hükümler olması gerekir, “takımın konsantrasyonu dağılır” gibi karşı argümanlar her daim mevcuttur ama kabul edin gündeme oturur, pek çok insan “belki bir gün benim de kapım çalınır” diye mutlu olur.

Burada bir parantez açıp, yukarıda dile getirilen önerilerin kısa vadeli kampanya başarısını parlatmaya dönük olduğunu söylemek durumdayım.  Zamandan bağımsız realiteye bakarsak, bizdeki temel sorun marketing kavramının tekstil ürünü tasarlamak, mağaza açmak ve ürünleri satmaktan ibaret sanılmasıdır. Galatasaray Mağazacılık ve Perakendecilik A.Ş. yalnızca NIKE ya da Hummel forma satan bir organizasyon değildir.

Pazarlama fikrinin pamuklu kumaş satmaya indirgenemeyeceğini Galatasaraylılara anlatabilmek ve “takım kazanırsa forma satarız, top çizgiyi geçmezse müşteri gelmez” kısır döngüsünü kırabilmektir asıl zorluk.

Amerikalı satış gurusu, motivasyon ustası Zig Ziglar satın alma kararının önündeki beş engeli özetle sıralamış.

Teorik olarak baktığınızda #YellowFriday kapsamında mağazalara hücum etmek ihtiyaç mıydı?  Ekmek fırını değiliz, ertelenemez bir ihtiyaç söz konusu değildi  (NO NEED)

Ekonominin pek de iyi sinyaller vermediği dönemde çoğumuz hesabımızı bilmek zorundayız, açıkçası zaruri olmayan harcamaları erteleme eğilimi inkar edilemez (NO MONEY)

Cuma ya da cumartesi günü almasak NIKE forma ya da kırmızı t-shirt, tarifeli uçağı mı kaçıracaktık?  Hayır, demek ki (NO HURRY)

İhtiyacımız yoktu, paramız pek kıymetliydi, acelemiz de yokken niye deliler gibi izdiham yarattık, derdimiz neydi?  Zig Ziglar ustanın formülündeki dört ve beş bizi anlatıyor.

DESIRE.. Biz Galatasaray’a tutkuyla bağlıyız, sarı-kırmızıyla hemhal olmayı, Galatasaray ile anılmayı arzuluyoruz.  Gizleyecek halimiz yok, öyle böyle değil ÇOK seviyoruz

TRUST.. Bir şekilde Galatasaray’a güveniyoruz, ona yaslanma ihtiyacı duyuyoruz. Bizi üzdüğünde hatta hayal kırıklığına uğrattığında bile “ulan Galatasaray” deyip sarı-kırmızıya daha sıkı sarılıyoruz.

Kısacası mağazalara koşan, web sitesini çökerten, kuyrukta beklerken şikayet etmeyen, kısıtlı gelirinden hatırı sayılır miktarı kasaya bırakan bu kitle, tutku ve itimat ile kuşanmış.

Öyle bir kitle ki bu; göz kırpsanız, gülümseyip el sallıyorlar.

Ses veriyorsunuz, yaklaşıp sizi duymaya çalışıyorlar.

Çağırırsanız, size doğru koşuyorlar.

Satın alır mısınız?” diye sorunca adeta mağazaları yağmalıyorlar.

1950’lerin meşhur Tepebaşı gazinosunda Müzeyyen Senar dağı taşı inleten sesiyle “çile bülbülüm çile” yi söylerken mikrofonu dinleyicilere çevirince tüm gazino müşterisini o an avucuna alır, istisnasız herkes “Allaaah” diye hariçten gazel atarmış.  Bir Diva değilsiniz ama siz de “sarı” diye mırıldanıyorsunuz, onbinlerce kişi “kırmızıııı” diye gürleyip mağazalarda izdihama yol açıyor.

Yazının başında anlattığım fantastik rüyayı size günlük hayatta sunan, bunu da tevazu ile gerçekleştiren bir aileye sahibiz demek ki…

Sakın ola kırmayın bu insanları, üzmeyin iyi niyetli Galatasaraylıları…

Galatasaray Spor Kulübü’nün 37. Başkanına

Galatasaray Spor Kulübü’nün 37. Başkanı seçilen Sayın Mustafa CENGİZ’i ve hepsi birbirinden kıymetli ekip arkadaşlarını tebrik ediyorum.  Dün törenle mazbatalarını aldılar, bugün devir teslim gerçekleşti.  Yaşadıkları haklı gurur, sevinç ve heyecanlarını yitirmeden çalışmalarını ve üretmelerini dilerim.

Bu vesileyle bazı tespit ve beklentileri, beraberinde kişisel önerileri paylaşarak “hayırlı olsun” demiş olalım.

Sayın Başkanım,

  • Size oy veren 1703 üyemiz dahil, şu an kimseye borçlu değilsiniz.  Ne seçim ekibinize, ne eski dostlarınıza, ne de başkasına.. Başarınız, nitelikli insanları bir araya getirme maharetiniz ve hep birlikte sahneye çıkma cesaretinizden kaynaklandı.

Size oy verenler bugünden itibaren Galatasaray’a liyakatla hizmet etmenizi bekliyor, oy veren veya vermeyen tüm Galatasaraylılardan destek talebinde bulunabilirsiniz, bu anlamda alacaklısınız çünkü artık kulüp başkanısınız.   Galatasaray’a hizmet borcunuzu öderken, destek ve katkı konusunda alacaklı listenizi alabildiğine geniş tutabilirsiniz.  İlk olarak, seçim yarışına girdiğiniz ekibin devam eden projeleri ve sezon ya da mali yıl sonuna dek sürdürecekleri çözüme dönük acil eylem planını sizinle paylaşmalarını talep edebilirsiniz, aklın yolu aynı istikamete çıkarsa bundan kulübümüz kazançlı çıkacaktır.

  • Yakın tarihin en güçlü yönetimisiniz. Sakın şaşırıp “Biz sadece dört aylığına geldik” demeyin zira kimsenin emanetçisi değilsiniz. Ne kimseye diyet borcunuz var ne de Galatasaray’ dair kirlenmiş bir ezberiniz. Mayıs’ta seçim sözü verdiniz, kimse sizi erken seçime zorlayamaz. Mart ayında mali genel kurul var, ibra oylaması sizin döneminizi kapsamıyor. Teşbihte hata olmazmış, savanada gezen aslanlar kadar hürsünüz, bunun keyfini çıkaracak vaktiniz yok ama bu özgürlüğü 10 sene sonra bile doğru olduğuna inandığınız adımları yarın tereddütsüz atmak için kullanmalısınız.  Kısa vadeli uygulamalarınız bile, en azından üç yıllık bir kurumsal stratejiye uygun ilk adımlar olarak anlaşıldığı takdirde yönetiminize duyulan güven artacaktır.

 

  • Kulüp üyeleri arasında yakınlaşma fırsatları yaratmalı, güven ortamını tesis etmelisiniz.  Milyonlarca Galatasaraylıya da güven aşılamak, ilham vermek, onları heyecanla sahip çıkacakları gerçekçi hedefler doğrultusunda mobilize etmek zorundasınız.  Örneğin devre arasında iki yıldız futbolcu almak gerçekçi bir hedef değildir ama yarattığınız sempati ve heyecan rüzgarıyla kısa erimli (quick win) gelir artırıcı projeleri hayata geçirebilirsiniz. Galatasaray Spor Kulübü’nün içinde bulunduğu zor durumdan çıkışı ancak dayanışma, katılım ve sinerjiyle mümkün görünmektedir. Bu kapsamda #YellowFriday sembolik ama çok doğru bir adımdır, dolapta yer bulabilirsem ben de alışveriş çılgınlığına kapılacağım.

  • Şu aralar herkes size birebir ulaşmak, meramını anlatmak isteyecektir. Bu çaba “tebrik & hayırlı olsun ziyareti” olarak takdim edilir. Sıradan bir insanın tüm ömrüne yetecek sevgi seline 4 günde maruz kaldınız, oturduğunuz koltuğun ne kadar büyük bir çekim merkezi olduğunu yeniden idrak ettiniz. Oysa Mayıs’ta yeniden seçim var, dört aylık süreniz başladı. Her gününüz değil her saatiniz kıymetli artık. Madem kronometre çalışıyor artık bu tebrik ziyaretleri son bulmalı ve önünüzdeki meselelere odaklanmalısınız.  Yönetim kurulunuz ve Sportif A.Ş’nin yeni yöneticileriyle ortaklaşa çalışacaksınız. Her yükü bizzat omuzlama şansınız olmadığına göre iş bölümü çok kritik.. Uçanı kaçanı kovalayarak beklenen yüksek performansı elde edemezsiniz, herkes enstrümanına hızla alışacak, siz de orkestrayı yöneteceksiniz.

  • Kulübün ve bağlı şirketlerin günlük iş yükünün çoğu profesyonellerimiz tarafından üstlenilmektedir. Doğruluktan ayrılmayan, ellerinden geleni yapan ama çeşitli nedenlerle demotive olmuş çalışanları yeni transfer gibi oyuna dahil etmek umulmadık iyi sonuçlar verecektir.  Öte yandan süregelen vazife ihmalleri nedeniyle Galatasaray’ı zarara uğratmış, geçmiş çalışma döneminin hesabını veremeyen, profesyonelliğin epey dışına çıkarak kulüp içi siyasi dengelerde taraf olmuş kişiler varsa, onlarla da yolların ayrılmasında aynı şekilde fayda vardır.

 

  • Birinci elden tespit ve gözleme, veriye, analize, mukayeseye dayanan rasyonel eleştirileri mutlaka ciddiye alarak değerlendiriniz, eleştiri sahiplerinden teşekkürü lütfen esirgemeyiniz.   Dedikodu, husumet, kirli ezber ve gevezelik türünden tüm lakırdıları yok sayınız, bu tip faydasız cümleleri duymayınız ve dikkate almayınız.

 

  • Basınla gayet mesafeli olmanız yararlı olacaktır hatta seçim döneminde sizden esirgenen mali detaylara tam olarak hakim, içerideki ince dengelere aşina olana kadar (mesela bir ay) basın temasından uzak durmanız tavsiye olunur.  Medyada kimsenin iyi niyetine, iltifatına ya da sözüne güvenmeyiniz.   Bilhassa bazı isimlere 50 metre yakınınıza sokulamayacakları şekilde muamele etmeniz gerekebilir. Yılların kanayan yarası olan, yönetim kurulu toplantılarında konuşulanların gazetecilere ışık hızıyla iletilmesi ayıbını çözerek işe başlasanız fevkalade olur.   Samimi ve tutarlı olunduğunda, kişisel rating değil kurumsal itibar ön planda tutulduğunda, iletişim kazalarının çok azalacağını göreceksiniz.  Yine de stres ve baskı altındayken irticalen konuşmak, tuzak kokan sorulara verilen hızlı cevaplar kulübümüz hakkındaki algıyı zedeleyebilir. Kişisel iletişiminiz için profesyonel destek veya danışmanlık almanız da seçeneklerden biridir.

  •        Vaktiniz dar, işiniz çok, gündem yoğun.. Peki ne yapmak lazım? Kolay ulaşılabilir değil zaman zaman görünmez olmanız gerekir. Örneğin cep telefonunuzu sık sık uçak moduna almalı, siz kullanmak istediğinizde şebeke erişimine açmalısınız.  Size ulaşmak isteyenler 0212… … telefon numarasından asistanınıza ulaşır. O acil ve önemli olan telefonları aktarır, diğerlerini bilgi notu olarak size iletir.  Görev dağılımına göre protokol konularında II.Başkan, spesifik konularda başkan yardımcıları ve genel sekreter üzerinizdeki bu yükü almak için en doğru isimler olacaktır.  Kurullarda görev alan tüm üyelerin (43 kişi) ve Sportif A.Ş. yönetim kurulu üyelerinin bilhassa sosyal medya paylaşımlarında çok dikkatli olması, yanlış anlaşılabilecek etkileşimlere taraf olmaması, mümkünse Galatasaray’a dair herhangi bir paylaşımda bulunmaması değerlendirilebilir.  Bu tarz iletişim kazalarından “dedikodu” türetmeye çalışanlara fırsat verilmemelidir.

  •        Sporu yöneten kurumlar, siyasi otorite ve diğer kulüplerle ilişkilerin nasıl şekilleneceğine dair bir strateji oluşturulmak zorunda aksi takdirde bu hassas konulardaki her türlü yalpalama milyonlarca Galatasaraylının kulüple arasına duygusal mesafe koymaktadır.  Sürdürülebilir başarının olmazsa olmazı da, temiz ve adil rekabet ortamıdır.

 

  • Futbolda 21. Şampiyonluk, akabinde elde edilecek ek gelirler ve Şampiyonlar Ligi bileti mali anlamda kulübümüze hamle şansı verecektir.  Burada anahtar kişi Florya’nın tek patronu Fatih Terim olup, ona arzuladığı çalışma koşullarını sunabilirsek kupaya yaklaşırız. Şampiyonluk yalnız sportif değil aynı zamanda finansal bir hedeftir, orta vadede ana faaliyetinden finansal kar elde edebilen bir marka haline gelebilmek mecburiyetindeyiz.  Amatör branşların da kambur ya da külfet değil, reorganize edildikleri ve dirayetli biçimde yönetildikleri takdirde bir spor kulübünün temel taşları olduğunu yeniden hatırlatın bizlere.  Konjonktürel zaruretler bazı branşlarda yarışmacı takım kimliğinden bizi uzaklaştırsa da, nitelikli sporcu / iyi insan yetiştirme misyonundan vazgeçmeyelim.

Sayın Başkanım,

Uzun, dikenli, taşlı bir yola nereye varacağını pek de düşünmeden çıktınız.  İşi kolay kılmak, ufak pürüzleri aşmak veya çorbaya bir tutam tuz için desteğe ihtiyacınız olursa önümüzdeki dört ay biz hep buradayız.  Dört ay sonra yeniden aday olmak ya da olmamak sizin takdirinizdir ama her Galatasaraylı ömrü vefa ederse 30 yıl sonra bile “Mustafa Cengiz çok esaslı başkandı, makamına ne de yakışırdı” diyebilmek ister.

Size ve ekip arkadaşlarınıza sonsuz başarılar diliyorum.

Yolunuz açık olsun, ayağınız taşa değmesin, Allah mahçup etmesin.

KAN ve ALTIN

Fransızların sarı-kırmızıyı betimlerken kullandıkları ifadelerden biri “sang et or” 

Dilimize çevirirsek KAN ve ALTIN
Mesela Ligue 1 kulüplerinden RC Lens ya da Katalanlardan bahsederken kullanırlar bunu, sang et or…
 
 
20 Ocak 2018 cumartesi günü (yarın) Galatasaray Spor Kulübü’nde olağanüstü seçim var.  Mevcut tüzük hükümleri zorlanarak, tek bir kişinin iradesiyle alınmış ve halen izah edilememiş bir kararın neticesi bu seçim.
 
Bahsettiğimiz kişi kulüp başkanı Sayın Dursun ÖZBEK
 
Dursun başkan seçim kararını açıklamaya çalışırken zorlanıyor, zorlandıkça daha sansürsüz konuşuyor ve adeta cümlelerinden KAN damlıyor.  6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa atıfta bulunarak diyor ki:
 
Mayıs 2018’de şampiyon olmak zorundayız. Sportif A.Ş. kar etmeli, Altın hisse kaybı kulübe ihanetten başka bir şey değil” 
 
Daha dün söylemiş bunları üstelik     http://www.milliyet.com.tr/galatasaray-a-ihanet-olur–galatasaray-2592971-skorerhaber/
 
SPK Kanunu 2012 yılı Aralık ayında kabul edildi.  Madde 28/2 gereği beş yıl üst üste dönem zararı eden halka açık ortaklıklarda temsile dair imtiyazlar ortadan kalkıyor.
Kanun 2012’nin son ayında yürürlüğe girdi. Futbol şirketimiz GSRAY Sportif A.Ş’de mali yıl 1 Haziran’da başlıyor, bir sonraki yılın 31 Mayıs’ında sona eriyor.
Hatırlıyoruz ki  Prof.Dr. Duygun Yarsuvat başkan seçilerek 28 Ekim 2014‘te, onun mali işlerden sorumlu başkan yardımcısı Dursun Aydın Özbek kulüp başkanı sıfatıyla 10 Haziran 2015‘te mazbata almışlardı.   Geliniz şimdi kanunun öngördüğü kesintisiz 5 yıllık süreyi kapsayan yıllara ve o dönemlerin yönetimlerine kısaca bakalım.  
 
2013-2014 – – Ünal AYSAL
2014-2015 – – AYSAL – YARSUVAT & Özbek
2015-2016 – – Dursun ÖZBEK
2016-2017 – – Dursun ÖZBEK
2017-2018 – – Dursun ÖZBEK
 
Tablo çok net.
Eğer Dursun başkanın dediği gibi bu yıl da zarar etmenin neticesi İHANET ise, ihanetin ihalesi Dursun başkana kalacak.   Elbette ne Ünal Aysal, ne Duygun Hoca, ne Dursun başkan mükemmel bir finansal tablo devralmadılar ve kendilerinden öncekilerin yükünü taşıdılar. Maalesef kurumlarda devamlılık bizde şöyle tecelli ediyor: “dertlerimi zincir yaptım birbirine ekliyorum
Peki SARI liste kazanırsa ihale kime kalır? 20 Ocak günü Mustafa Cengiz seçilirse kimse onu suçlamaya yeltenmesin zira 5 yıllık sürenin sadece dört ayında görev yapacak.  Dursun Özbek ise 5 yıllık dönemin %80’inde dolaylı ya da doğrudan söz sahibidir, bu değişmez.  İyisi de, kötüsü de onunla anılacaktır.
 
Çok değil 50 gün önce takvimler kışı gösterirken bizde mevsim bahardı, Dursun başkanımız Galatasaray’a ALTIN çağını yaşatacağından bahsediyordu.  
 
https://www.fotomac.com.tr/galatasaray/2017/12/01/altin-cagi-yasayacagiz
 
İster istemez aklına takılıyor insanın, ALTIN çağ nasıl olacak, kimler bizi taşıyacak El Dorado‘ya?
 
– Kerameti kendinden menkul Serdar Güzelaydın mı ?
– Başkanın medyadaki imajını parlatmak için kulüpte mesai harcayan gazeteci İbrahim Seten mi ?
– “Devletle işlerimiz var, maalesef istifa edemeyeceğiz” diyen Nasuhi Sezgin mi ?
– Basketbol şubesini enkaza çeviren, görevinden istifa eden ama koltuktan istifade etmeyi sürdüren Can Topsakal mı ?
– Bugünlerde Galatasaray’dan uzak durduğunu gördüğüm ve bu hususta takdirimi kazanan Mehmet Özbek mi ?
-Galatasaray’ın bugünlere gelmesinde büyük vebali olan siyaset esnafı, oy avcıları, kongre simsarları, çıkar grupları mı ???
 
Yazının finaline gelirken kafamdaki pikabın iğnesi bir şarkı seçti kendince, 1970’lerin ortasında İskender Doğan’ın meşhur ettiği “Kan ve Gül” 
 
Sarı liste dört ay sonra seçime gideceğini kesin olarak taahhüt ediyor, eğer beklediğiniz performansı gösteremezler ise gülün dikeni elinize batmış olur, canınız sıkılır, siz de sarı gülü Mayıs 2018’de kenara bırakırsınız.
Kırmızı liste kazanır ve 2,5 yıllık Dursun Özbek performansını aynen devam ettirirse, ALTIN çağ hayalleri kuran kulüp 3 yıla kalmaz KAN kaybından mazallah komaya girebilir.
 
Peki hangi rengi seçelim, onu elbet Galatasaraylılar tayin edecek ama ben en kötü seçeneği baştan söyleyim.
 
SEÇİME KATILMAMAK, OY VERMEMEK en berbat seçenektir.  Galatasaray’ın ekmeğine KAN doğrarsınız, vebalini taşıyamaz da yerle yeksan olursunuz.
 
Biliyorum çoğunuz yorgun, bezgin, kırgın hatta küskün ama gün kapris yapıp uzak durmanın günü değildir.  Güneş doğana dek, tek bir mum bile karanlığın rakibidir.  Vereceğiniz o bir oy, şafağın sökmek üzere olduğunun ilk müjdecisi olabilir.  Hür iradenizle, aklınız, vicdanınız ve sarı-kırmızıya olan aşkınızla koşun sandığa !
Yarın Mektebimizde görüşmek üzere…

Bir söyleşinin anatomisi

Galatasaray Spor Kulübü başkan adayı Dursun Özbek’in ekteki basın temasına dair haber bugün bir gazetemizde yayınlandı.

http://www.hurriyet.com.tr/sporarena/dursun-ozbek-bombaladi-imzacilarin-hepsi-tuydu-40709548

Bu satırların devamını anlamlandırmak için bu ilginç röportajı okumanız tavsiye olunur.

Yahu uğraştırma bizi de sen anlatıver, ne demiş Dursun başkan?” diye soranları yormadan konuya girelim.

Antalya’da basın mensupları ile bir araya gelen Özbek temelde üç mesaj vermiş:

– Seçimde beklediğim rakip Mustafa Cengiz değildi, karşıma çıkmasını umduklarım yarışa girmediler

– Pek çok inşaat / emlak projemiz tıkır tıkır yürüyor

– Fatih hocam bereketiyle geldi.  We have TERIM they don’t

Bir de yakın zamanda sahne alan Serdar Güzelaydın boy göstermiş röportajda, taraftar futbol takımına sol bek transferi beklerken daha iyisi gelmiş.  Belli ki versatile player Serdar Bey, her mevkide oynuyor.  Kendisi GSRAY Sportif A.Ş.’nin çiçeği burnunda yöneticisi ve anlatımından anlaşıldığı kadarıyla olayların şahidi sıfatıyla Fatih hoca ile ilgili anlaşmanın perde arkasını anlatmış.  Gökten başımıza niye üç elma düştü, Serdar Bey hangi elmanın kurdu onu yakında anlarız diye umuyorum, konuyu dağıtmayalım.

Basın teması ile ne amaçlanmış bilinmez ama bu söyleşinin anatomisi bize Dursun Özbek hakkında çok şey söylüyor / hatırlatıyor.

Dursun Özbek “mayıstan eylüle kadar imza toplayanların hepsi tüydü” diye buyurmuşlar.  Kastettiği kişiler GALATASARAY YENİDEN sloganıyla kulüp başkanına erken seçim kararı almak suretiyle kalan yaklaşık bir yıllık süreyi yeni bir ekip, taze bir güçle tamamlamasını öneren ve sayıları 1100 civarında olan kulüp üyeleri.

Söylemde “argo”, fiil olarak “tüymek” tercih edildiği dikkatinizi çekmiştir. Apartmanın zillerine basıp kaçan küçük çocuklardan bahsedilmediğine göre, belli ki burada örtük amaç imzacıları yani 1100 üyeyi küçümsemek, tahkir etmek!

Hatırlanacak olursa, erken seçim talebini dile getiren üyeler dört üyesi istifa etmiş, bir kısmı oyundan düşmüş ve oldukça yıpranmış yönetim kurulunun erken seçim yoluyla güçlendirilmesini önermişlerdi.  Dursun Özbek’in ancak geçen ay varabildiği “Mayıs ayı çok kritik” dönemeci, geçen yılın Mayıs ayında imzacıların talebini tetiklemişti.  Üyeler Tüzük gereği ıslak imza toplamamış, yönetimi seçime zorlamayı tercih etmemiş, olanca nezaketleriyle seçenek sunmuşlardı.

Bugün bu konuda kapsamlı bir açıklama yayınlandı, mutlaka ve dikkatle okumanızı tavsiye ederim.  Benim yazabileceğim her şey, hatta fazlası orada kaleme alınmış.

https://twitter.com/gsyeniden/status/952479601095270400

Yazılı iradelerin e-posta aracılığıyla toplanmaya başlandığı günlerde “bu hareketin arkasından kim çıkacak?” diye papatya falı açanlar, imzaları 300-700-1000 diye sayarken içini sıkıntı basanlar, altlarındaki halının aniden çekilebileceğini görüp seçime zorlanma ihtimalinden epey korkanlar bugün tamamen ferahlamış olacaklar ki, “tüydüler” diye alay ederek üzücü bir seviye testine giriyorlar.

GSYENİDEN’de 1000. imzanın sahibi olarak şahsım adına tekrar edeyim, o gün de niyet yönetimi devirmek, yeni bir kadroyla iktidarı devralmak değildi.  Bugün de değil… Tezgah zannettiğiniz hareketin lideri, önderi, reisi, potansiyel adayı yoktu, hiç olmadı.   Ortak iradelerini seslendiren Galatasaraylılar “yeni bir yol daha var” dediler, siz asfalt zannettiğiniz patikadan ısrarla ayrılmadınız.

Peki neticede kim haklı çıktı?  Bir yıl kala yönetimi güçlendirme fırsatını teptiğiniz için, normal seçim takviminden dört ay önce izahı mümkün olmayan gerekçelerle sandığa sürükleniyoruz.  Geçen mayıs ayında “sizin arkanızda X,Y,Z var, samimi değilsiniz, yalancısınız” diye öfkelenenler bugün neşeyle “seçime giremediler ki.. seçime giremediler ki...” diye nazire yapıp tüymekten, toz olmaktan bahsediyorsa, bu gelgitli ruh haline şaşmak düşer bize…   Neydi 11.Cumhurbaşkanının meşhur sözü, “İnsan bazen hayret ediyor

Seçimdeki rakibi Mustafa Cengiz’in listesini gördüğünü söyleyen Özbek “yakından tanıdığım iki isim var, onun dışındakileri tanımıyorum” diyor gazete haberine göre.  Satır aralarındaki mesaj şu: “Mustafa Bey gözünü karartıp daldı bu işe ama ekibinde star isimler yok, ben tanımıyorum onları

Galatasaray’dan uzak geçirilen yıllar, aidat ödemenin bile unutulduğu seneler, ticaret hayatında doludizgin ilerlerken iştirak edilmeyen genel kurulların kaçınılmaz sonucu bu… Başkan camiasını, kulübünü, üyelerini tanımıyor.  İki buçuk yıldır başkan olduğu halde bu eksiğini tam giderememiş.  Başkası söylese yakışıksız olurdu, kendi tasdik edince bize söz düşmez.

Başkan kimleri tanımıyor bilmiyorum ama ben size birkaç ismi takdim edeyim, eksiğim / kusurum olursa bağışlasınlar:

 Mustafa CENGİZ, başkan adayı, Mülkiyeli eski bürokrat, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren şirketi var.. Onu kesin tanıyordur başkanımız:)

Prof.Dr. Acar BALTAŞ… Valla herhalde bütün Türkiye Acar hocayı tanıyor, sanırım başkan da tanıyordur.  Tanımıyorsa Fatih hocama sorabilir.

Celal AÇAR…  Galatasaray Spor Kulübü’nde 20 yıl kadar sicil kurulu başkanlığı yapmış, benim üyelik kartımda matbu imzası var, onu da tanıyordur illa ki.

Ahmet Ünal ÇEVİKÖZ… Emekli diplomat, T.C. Londra eski büyükelçisi, medyada sık yer alan bir dış politika uzmanı.  Başkan konuya uzaksa tanımıyor olabilir, ben tanıyorum müthiş bir değer Galatasaray adına.  Hani olmaz ya başkan adayı olsam, genel sekreterlik görevini üstlenmesini çok isterdim.

Okan BÖKE… Sicil numarası 7310, kıdemli üyelerimizden.  Finans uzmanı, sermaye piyasalarını yakından takip eden, genel kurullarda söz alan titiz bir Galatasaraylı… Başkan tanıyor olsa gerek ?

Doçent Emre ERDOĞAN… Siyaset bilimci.. Siyasi katılım süreçleri, seçmen davranışı, saha araştırmaları, politik eğilimler ve gençlik konularında çalışıyor.  Yıllardır üyelerin nabzını ölçen anketler ve sıkıcı faaliyet raporlarından rengarenk infographics üreten, Galatasaray Lisesi & Boğaziçi Üniversitesi mezunu akademisyen.  Benim kadim dostum, başkan isterse tanıştırırım bir gün.

Adil Araboğlu, Mahmut Recevik, Cenk Soyer yıllardır bu camianın içinde tanınan, bilinen isimler… Kimi sosyal ilişkilerden, kimi tribünden.

Kırmızı liste / Sarı liste karşılaştırması yapmayacağım.  Kim bu kulübe hizmet etmek için, hür iradesiyle, halisane niyetlerle bu görevlere soyunuyorsa takdiri hak eder.  Seçilenlere destek olmak da, seçenlere düşer.

Yalnız Dursun başkana sormak isterim.

SİZ SEÇİME BİRLİKTE GİRECEĞİNİZ LİSTENİZİ TANIYOR MUSUNUZ ?

Onlarla kaç aydır / kaç yıldır tanışıyorsunuz?  Kaç kere bir masa çevresinde Galatasaray SPOR Kulübünü müzakere ettiniz ?

Bu isimleri üstlenecekleri görevler, sahip oldukları yetkinlikler ve ayırabilecekleri zamana göre mi seçtiniz yoksa isimler önünüze geldi, siz görev teklif ederken mi ilk kez yüz yüze geldiniz ?

Daha net soralım, yönetim kurulunuzu size seçim kazandıracağını umduğunuz kongre simsarları, siyaset esnafı (statüko) ile birlikte mi kurdunuz ?

Çok önemli görevler üstlenen dört yönetim kurulu üyesinin yazılı olarak istifa ettiği kaç tane GALATASARAY yönetimi hatırlıyorsunuz ?

Elbette rakibi küçümsemek kampanya iletişiminde bir tercih olabilir ama çatlak kaburganızı sakındığınız kolla yumruk atmamalısınız, kısacası bu konuları hiç açmamalısınız. Haber metnindeki şekliyle “Onlar da hizmet için buradalar” dediğiniz noktada durmalısınız.  O vakit centilmence davranmış olacak ve takdir toplayacaksınız.

Dönelim biz habere, devam ediyor Dursun Özbek sözlerine, “Tablolar ortaya koyduk, Bir sürü proje ürettik” diyor.

Hangi tablolarmış ki bunlar?

Tablolar denince benim aklıma geçen mali yılı 297 milyon TL dönem zararı ile tamamlayan Sportif A.Ş’nin excel tabloları geliyor.

Tablolar denince benim aklıma paramparça olan bütçeler, %100’ün üzerinde sapma gösteren maliyet kalemleri, faktoring firmalarından yüksek faizle alınan borç listeleri geliyor.

Tablolar denince benim aklıma Florya’da verilen barbekü partileri, kovulan teknik adamların acıklı halleri, beş benzemez transferlerin yüklü KAP bildirimleri, Mehmet Özbek – Levent Nazifoğlu kareleri geliyor.

Kürsüde nepotizm imasında bulunan üyelerin disiplin kuruluna sevkini, divan kurulu toplantılarında bir gazetecinin hakaretamiz yorumlarının kısa film gibi gösterilmesini, istifa eder gibi yapıp bir türlü koltuklarından kopamayan yönetim kurulu üyelerini hangi tablolara koyalım ?

Oysa Galatasaray ve tablo deyince aklıma yalnızca Fikret MUALLA, Feyhaman DURAN gibi ressamların muhteşem eserleri gelmeliydi, nur içinde yatsınlar.

Sponsor gelirlerini artırmak için çalışıyoruz” diyor başkan Özbek… Marka değeri bu kulübü yönetenlerin en çok telaffuz ettiği ama hiç anlamadıkları kavram olarak hayatımızı işgal ettiğinden somut verilere bakmak şart.

Mart 2017 bütçe görüşmelerinde 3,39 milyon TL olarak üyelere onaylatılan isim hakkı gelirleri, 2 Aralık 2017’de üçte bire inerek 1.17 milyon TL olarak revize olmuştu, realite bu. Bakalım Turkcell reklamında rol almışız gibi başlayan digital devrim hamlesi mali tablolara nasıl yansıyacak?

Basketbolu şirket altında toplayacağız” demiş Dursun Özbek.. Hangi basketbol bu?

Hani kulübe Euroleague kupası kazandırmış Ekrem Memnun’un küstürüldüğü, kulübe Eurocup kazandırmış Ergin Ataman’ın tribün grubunu da işin içine çekip itibarsızlaştırılarak gönderildiği, lisans skandalları, saçma transferler ile tanınan ama kabahati hep başkasında bulan sorumlu? yönetici Can Topsakal’ın en sonunda yakın dostu Erman Kunter’i kovarak akabinde mahvettiği her şeyi orta yerde bırakıp istifa ettiği branştan mı söz ediyoruz ?   Başkana naçizane tavsiyem önce basketbolu konu alan kitaplar okusun, oyunun ruhunu yansıtan filmler izlesin, bahsettiğimiz şey bir SPOR dalıdır, anonim şirket kuruluş sermayesi değildir.  Şirketleşme fikrinden evvel, konunun özüne aşina olmak gerekli sanki ??

Oteli açacağız” demiş Dursun Özbek… İnşallah 2018’de açarız, ismi Point Mecidiyeköy olsun, yılda 5 milyon Amerikan doları kulübümüzün kasasına girsin.  Rakamı uyduruyor değilim, sayın başkanımızın sözü bu… Başkanların sözü senettir malum…

Projelerin devam etmesi gerekliliğinden bahsediyor sürekli başkan adayımız, bu söyleşide de değinmiş.

Proje diye bahsedilen Kemerburgaz, Riva, Florya, spor salonu…  Bunların hepsi kamu kurumlarıyla yapılan anlaşmalar sonucu “kaçınılmaz” hale gelmiş işlerdir.

Değerli Florya arazisine katma değeri çok yüksek inşaat yapmaları için, bizim yatağı yorganı Kemerburgaz’a taşımamız şart!

Hasılat paylaşımı umuduyla Riva arazimizi Emlak Konut’a verdik, peşinatı aldık, maliyetler ve birim fiyatlar bizim kontrolümüzde değil ama olan oldu, gizli saklı protokolden nasılsa dönüş yok.

Stadın çatısını kapatamadığımız için spor salonu yapmaya söz verdik.  Spor salonu için sponsor bulmak şart, başkanın dediği gibi sıfır maliyetle yaptırsak bile o salonun işletme giderleri ve bakım / onarım masrafı (running costs)  bitmeyen otelden almayı umduğumuz kira bedeline denk olur herhalde…  Boston’a, New York’a bakmaya gerek yok, Ataşehir’deki Ülker Arena net bir örnek!

Hiç anlayamadığım şey ise şu: Dursun Özbek’in Şebinkarahisar’daki aile mülklerini satıp elde ettiği gelirle Galatasaray’a proje ürettiği algısının yaratılmaya çalışılması… Yani bu işler ancak Dursun Bey ile olur, Galatasaray tüzel kişiliğinin bir ehemmiyeti yok, bürokratlar kurum ile değil de iş adamı Dursun Özbek ile anlaşma imzalamış gibi bir hava pompalanmakta. Misal Mustafa Cengiz seçilse, Emlak Konut “siz Florya’da idman yapmaya devam edin” mi diyecek bize?  Başbakanlık Kemerburgaz için onayladığı izinleri iptal mi edecek?  Riva arazisinin tapusu kulübümüze iade mi edilecek ?

Mecidiyeköy’den çıkıp Seyrantepe’ye gitme fikri rahmetli Özhan başkana aitti, Sayın Adnan Polat seçilince inşaat mı yarım kaldı yoksa stadyum Sultangazi semtine mi taşındı ?

Peki bu yetkileri Ünal Aysal kullansaydı, projeler için ona mı müteşekkir olacaktık ??

Projeler… projeler…  Spor kulübünün köklerine, özüne, değerlerine ve geleceğine dair söyleyebileceği yegane şey bilmem kaç metreküp betondan ibaret olanlar için ne sihirli kelimesin sen, PROJE !

Bir de karizmatik projemiz mevcut, seçim kozu olarak sunulmaya çalışılan Fatih TERİM konusu.

Fatih hoca kısa vadede Galatasaray’ın tek seçeneğiydi, teklifi kabul etti, kurmadığı bir kadronun başına devre arasında geçti.  Başarılı olacağına hemen herkes inanıyor, kendisine kırgın olanlar dahil herkes bunu istiyor.

Mustafa Cengiz seçilirse, o da TERİM ile çalışır.  Ben başkan olsaydım, ben de şampiyonluk hedefini düşünerek TERİM ile çalışırdım.  “Biz varsak Hoca burada, biz yoksak o da toplar bavulunu” diye merdiven altı propagandası şık olmaz.

Fatih Terim Galatasaray’a ilk imzasını attığında Dursun başkanım neredeydi bilmem ama ben henüz 2 yaşındaydım.  Florya bizim ziyaret ettiğimiz tesistir, Hocanın yuvasıdır.  Lütfen onu seçim malzemesi haline getirmeyelim, rahat bırakalım, 105 x 68 metre yeşil saha içindeki işine karışmayalım.

Mustafa Bey’i tebrik ediyorum, adaylığını koydu, seçimi savunanlardan daha iyi Galatasaraylı bence” demiş bir de Dursun başkan… Galatasaraylılık ölçen bir cihaza sahip olmadığını varsayarak, gözlemine saygı duyalım.  Kendisinin neşeyle anlattığı bir anısı vardır, hatırladığım kadarıyla şöyleydi:

 “Bir gün Özhan abi (Canaydın) ile karşılaştık, -Ulan ne adamsın, kulübe beş kuruşluk faydan yok- dedi

Gülerek anlatıyor olmalı bunu Dursun Özbek, belli ki burada mizah var, şaka yollu takılma var, abi-kardeş arasında olur öyle şeyler.

Kimsenin Galatasaraylılığı kuruşla, lirayla, euroyla zaten ölçülmez ama ben eminim ki rakibi Mustafa Cengiz üyelikte devirdiği 20 küsür yılda böyle bir şakaya hiç maruz kalmamıştır.

Son olarak Galatasaray’a yaraşan bir seçim yarışı için taraflara itidal tavsiye ederek noktayı koyalım.

FATİH TERİM

Sarı-kırmızılıların en popüler aşk & nefret ikonu o.  

Karmaşık ilişkileri var, karizmatik, başarılı, fevri, kindar, sert, zeki, vefalı, aile babası, gelişleri kadar gidişleriyle de ses getiren, her türlü iktidar boşluğunu kendince dolduran ve Türk tipi liderliğin ansiklopedisine özel fasikül ekleyen futbol adamı.

Galatasaray’daki dördüncü dönem mesaisine başlayacak teknik direktörümüz Fatih Terim’in Galatasaray geçmişini ve performansını, kulüp başkanları olan ilişkileri ve dönemin şartlarını yeniden hatırlayarak ele almakta fayda var.  105 x 68 metreye sığmayan futbol dışı ilişkileri ise bu yazının konusu değildir.

Birinci dönem (Kaptan Fatih – Faruk SÜREN)

Sayın Faruk Süren vizyoner bir sportmen, sporu seven, bizzat sporun içinden gelen biri.  Fatih Terim kulübe ilk imzasını 1974’te atmasına rağmen, kulübedeki ilk sezonunda bocalıyor, ilk defa büyük takım çalıştırdığı için..  Eylül 1996’da bir Fenerbahçe maçı, Sebastiao Lazaroni yönetimindeki sarı-lacivertliler Mecidiyeköy’den 0-4 galibiyetle ayrılıyor.  Terim’den ne köy ne de kasaba olmayacağına dair sesler birden yükseliyor (ama sosyal medya canavarı henüz doğmadığından hocanın kellesini alamıyor neyse ki)  Faruk başkan hocasına sahip çıkıyor ve Terim’in kaderi değişiyor.  Dört yıllık dönemin ortalamasında kadro çok iyi, devamlılık ve istikrar meyvelerini veriyor, memleketin her tarafında rüzgar bizden yana esiyor.  Başarı geliyor, lige ipotek konuyor, daha önce yapılmamışı başararak Avrupa’da çifte kupa kazanan Galatasaray IFFHS kulüpler sıralamasında birinci sıraya çıkıyor.  Kaptan saha kenarında kendi saltanatını kurmuşken hatta ülkenin başbakanı bile “KAL” derken o Fiorentina’ya gidiyor.  Merhaba Floransa, arrivederci Florya !

İkinci dönem (Benvenuto Imperatore – Özhan CANAYDIN)

Rahmetli Özhan başkan “gönüllerdeki teknik direktör” vaadine uyarak asla başarısız denemeyecek Lucescu’yu gönderiyor.  2002’deki imza töreninde Kaptan Fatih artık nostalji olmuş, yepyeni bir sinyor var karşımızda.  Burada değinmemiz gereken bir nokta “Milan’dan kovuldu mecburen geri döndü” diye hoca ile alay eden insanlar!  Milano’ya gidip kulübün tesislerine turist olarak girseler, fotoğraf çektirmek için güvenlik görevlisinden izin alması gerekecek olanların, AC MILAN teknik direktörü olmayı başarmış bir insanın kariyerini eleştirmeleri o gün de gülünçtü, bugün de öyle..  Hocanın İtalya’daki en Avrupalı kulüp olan Milan’a ayak uyduramadığı, biraz da kuzey İtalya milliyetçiliği ve i nostri ragazzi (bizim evlatlar) baskısıyla örselendiği ise gerçek.

Terim’in yeni başkanı Özhan Canaydın muhafazakar ve statükoya inanan bir lider.  Kadro Fatih hocanın bıraktığı gibi değil ve oldukça yetersiz.  Üzerine yapılan transferler de fiyaskoya dönüşüyor. Mali durum daha önce hiç olmadığı kadar sıkıntılı, konjonktür aleyhimize, BJK 100.YIL rüzgarıyla her yerde tahakküm kurma peşinde, başlarında Terim sevdasına kapının önüne koyduğumuz Mircea Lucescu var.  Başkanlığı iyice benimseyen ve 2001 şampiyonluğunu el çabukluğu marifet ile kapan Aziz Yıldırım belki de en güçlü zamanında, kısacası hoca için sonuç mutlak başarısızlık.  Seçim kozu olarak gelen Terim, başka seçimleri riske atmamak için kovuluyor.  Ayrılığın ilan edildiği basın toplantısında Canaydın’ın yanında oturan hocanın yüzü asık ama kimsenin aleyhinde konuşmuyor, ceketini alıp çıkıyor.

Üçüncü dönem (I love you Hocam – Ünal AYSAL)

2010-11 sezonunda dibe vuran (sonradan anlıyoruz ki biraz da organize işler sonrasında dibe vurdurulan) Galatasaray yeni başkanını Belçika’dan ithal ediyor.  Ünal Aysal global müteşebbis, çok zeki, projeleri var, tam bir kapitalist winner. Türkiye’yi ve kirli rekabet ortamını tanımayan Ünal başkana “çare Fatih Terim” diyorlar,  o da “gelsin” diyor.  Takım kadrosu yenileniyor, büyük paralar harcanıyor, kadronun seviyesi üst düzey.  Ali Dürüst,  Abdürrrahim Albayrak herkes hocayı rahat ettirmenin peşinde. 3 Temmuz’da yakayı ele veren şike zanlısı Fenerbahçe tepetaklak, BJK zaten Allah’ından bulmuş Demirören’e esir düşmüş, kupası gasp edilen Trabzonspor bu travmayı atlatamadığından bunalımda.  Kısacası rakipler ters dönmüş kaplumbağa misali.. Kaçınılmaz olarak ligde başarı geliyor, yetmiyor UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek final.. Real Madrid’e karşı oynarken bizim taraftar “5…5….5…” diye bağırırken kendinden geçiyor.

Daha büyük hedeflere göz diken romantiklerin asla bilmediği ve anlamadığı arka planda ise Belçikalı Ünal Bey ile Adanalı Fatih Bey anlaşmazlığa düşüyorlar, #aslolanGalatasaray deseler de aynı frekansta buluşamıyorlar.  Fazla ön plana çıktığını düşündüğü Terim’i göndermek için Aysal fırsat kollarken, Terim de kendine tutunacak yeni bir dal arayışına giriyor ve gönderilmek için zemin hazırlıyor.   Ünal Aysal “Hoca benim telefonlarıma çıkmıyor” diyerek iletişimsizliğe ve elbette saygısızlığa tepki gösterirken,  haberleşmenin mahremiyeti ihlal edilerek Aysal-Terim SMS trafiği medyadaki en aşağılık herife el altından servis ediliyor.  Belli ki üzeri çizilen Fatih Terim itibarsızlaştırılmak istenmekte. Nihayetinde TFF ve milli görev palavrasıyla Aysal Terim’den kurtulmanın, Terim de yeni bir kontrata kavuşmanın hazzını yaşıyor.  Beyefendiler için durum win & win gözükse de, kaybeden yine GALATASARAY..  Fatih  Terim Türkiye Futbol Direktörü oluyor, Galatasaraylıların haz etmediği şahısların safına geçiyor.  “Hakkını arar, adalet kovalar, isyankar” diye bilip bayrak adam gördükleri Fatih Terim ile terazinin ayrı kefelerine düşmüş olan Galatasaraylılar yol ayrımına geliyor.  Kısacası pek çoğumuzun gönül dağına kar yağıyor.

Dördüncü dönem (Gündem mühendisi TERİM – Başkan adayı Dursun ÖZBEK)

Faruk Süren dönemindeki ilk sezonunda belki de twitter olmadığı için görevde kalan Terim, birkaç gün önce tüm zamanların en fazla interaction yaratan Türkçe twitter mesajını atarak gündeme bomba gibi düşüyor. Mayıs’taki seçimi kazanamayacağını hisseden başkan (adayı) Dursun Özbek’in icat ettiği 20 Ocak 2018 seçimi öncesi en popüler koz olarak 1905 TL aylıkla göreve başlıyor.  TERİM ile yeni tanışan Galatasaray profesyonel futbol takımı, ilk maçına bugün Göztepe karşısında çıktı, daha yolun başındayız, fütüristik tahminler için erken ama içinde bulunulan şartlar daha ziyade Süren / Aysal dönemlerine mi benziyor yoksa Canaydın dönemine mi?

Sonuca gelirsek, Galatasaray sosyal, idari ve mali açıdan lig şampiyonu olmaya / UEFA Şampiyonlar Ligi bileti almaya MECBUR !

Beklenti çok yüksek, kandırıldıkça öfkelenen, şımartıldıkça tatmin duygusunu yitiren, sosyal medya sayesinde hepten zıvanadan çıkan seyirci kalabalığı sihirli dokunuş ve seri zaferler bekliyor.

Bu sezon taraftarın tartışma yaratan koreografisine atfen, dördüncü TERİM dönemiyle birikte aslında ROCKY IV bugün vizyona giriyor.

Filmi hatırlayanlar için, İtalyan aygırı Rocky boksörlük kariyerinin zirvesine çıktıktan sonra ununu eleyip eleğini duvara asmıştır.  Kader ve intikam hırsı onu yeniden ringlere döndürür.  Dünya alem ondan umudu kesmişken Moskova’da Rus devi Ivan Drago’yu nakavt eder, bu zaferle kendisini çekemeyen herkesle de hesabını görmüş olur.  Filmin sonunda ona diş bileyen salondaki binlerce Rus seyirciden bol bol tezahürat ve alkış bile alır, mutlu son!

Mutlu sonları seviyoruz ama gerçek hayatta Slyvester Stallone ile Ivan Drago’yu canlandıran iri kıyım aktör Dolph Lundgren (Stallone’den 11 yaş daha genç + 20 santim daha uzun) dövüşse hangisi kazanırdı ???

Kulübümüzün 7446 sicil numarasıyla üyesi olan ve benim yıllardır “mühim Galatasaraylı” diye adlandırdığım Fatih Terim’e başarılar, sabır ve bol şans diliyorum.  Yolu açık olsun, Allah utandırmasın.

Mecbur olduğumuz şampiyonluğu kazandırırsa elbette müteşekkir oluruz, yine omuzlara alınır.

Hatta sokaklarda coşan taraftar, hocaya el kaldıran o kebapçının uyduruk heykelini bile cayır cayır yakabilir ama hiçbir ateş soğuğu tam olarak kırmayacak zira gönül dağına kar yağdı bir kere…..

Beş ayda bile değişir bazı şeyler

YOLLAR UZUN DİKENLİ TAŞLI OLSA DA, İLK ADIMI ATARKEN DÜŞÜNCELER

Galatasaray Spor Kulübü gelmiş geçmiş tüm Galatasaraylıların toplamından oluştuğundan, yine ve ancak Galatasaraylıların omuz vermesiyle yoluna devam edebilir.  Dolayısıyla dümeni tutmaya aday olduğumuz bu zorlu dönemde herkesten katkı ve fedakarlık talebimiz bakidir zira GALATASARAY “Galatasaraylıyım” diyen her bireye ait, hepimize emanettir.

Galatasaray’ın amacı ne pahasına olsun başarıya ulaşmak değil, kalıcı ve sürdürülebilir başarı için vizyon ve strateji ortaya koymak olmalıdır.

Konjonktürel zorluklar nedeniyle geçici olarak rekabette geri kalındığı zamanlarda dahi, vizyon ve stratejinin tutarlı biçimde uygulanması elzemdir.  GALATASARAY keyfi kararlarla ya da anlık olaylara duygusal tepkilerle yönetilemez.  Finanse edilemeyen ya da temeli sağlam olmayan her başarının, geleceğimizden çaldığını da yaşadık, gördük, biliyoruz ve farkındayız.

Bu ortak bilince sahip değerli isimlerden oluşan Yönetim Kurulu listemizde yer alan üyelerin üstleneceği görev ve sorumluluklar, deneyim ve yetkinlikler doğrultusunda belirlenmiştir ve seçimden önce ilan edilecektir.  Ana hedef 15 kişinin eşgüdüm içinde canla başla çalışacağı ve milyonlara ilham veren bir TAKIM olabilmektir.

TEMEL VAADİMİZ

Kulüp tüzüğümüzün 27.maddesi gereği, 2018 Mayıs ayının ikinci yarısında yeniden seçim yapılacaktır.

20 Ocak 2018’de oylarınızla seçilmemiz halinde ve üyelerimizin desteği ve teveccühü devam ederse, 26 Mayıs 2018’de yeniden aday olarak huzurlarınıza geleceğiz. Takdir elbette yine Galatasaraylılarındır.

Yapacaklarımız ilk 5 aylık aksiyon planı ve uzun vadeli stratejiler olarak ikiye ayrılır, doğal olarak öncelik ilk 5 aylık sürede tatbik edilecek olanlardadır.

 

BABA GÜNDÜZ’ün tarif ettiği HALATA hep birlikte, var gücümüzle asılmak zorundayız

Son yıllarda manevi sermayesi aşınan, fikir ayrılıklarının kamplaşma seviyesine vardığı, somut ve tutarlı eleştirilerin azaldığı, başarı ve başarısızlığın ortak payda olma vasfını yitirdiği bir kulüp haline geldiğimizi maalesef inkar edemeyiz.

Şeffaflığın ve hesap verme kültürünün yerleşmesi bu olumsuz ortamı değiştirebilecek güçtedir, yönetim dönemimiz boyunca iyi yönetişim (good governance)  ilkelerine riayet edeceğiz. Ayrıca üyeler arasındaki iletişimin artırılması da, sevgi ve saygı bağlarının yeniden güçlenmesine vesile olacaktır.  Tasada ve kıvançta ortak olmak hedefinden asla sapmayacağız, ortak hedefler çerçevesinde bir araya gelmiş ve aynı değerlere inanmış insanlar olduğumuzu unutamayız.

Bu hedefe katkıda bulunması maksadıyla yönetim dönemimizde kulüp başkanı açık kapı politikası uygulayacak, her hafta belirlenecek üç gün saat 08:00 – 09:30 arası dileyen tüm üyelerimizle önceden randevu almaya gerek kalmaksızın yüz yüze görüşecektir.  Bu görüşmelere bireysel ya da grup olarak katılım aynı biçimde kabule şayandır.

Daha önceki yıllarda kulübümüzün yönetim kademelerinde yer almış değerli Galatasaraylılarla, geçmişteki görev ve sorumluluk alanlarına dair güncel değerlendirmeleri sorulacak, kabul ettikleri takdirde fahri danışman olarak tecrübelerinden istifade edilecektir.

Galatasaray Spor Kulübü yönetim kurulu ayda bir kere herhangi bir branşta kombine kartı olan ya da Galatasaray ürün ve hizmetlerini düzenli olarak kullanan taraftarlarıyla ASLANLAR FORUMU gerçekleştirecektir.  Forum toplantıları stadyumda, fiziki imkanların elverdiği hazirun sayısıyla ve önceden isim bildirilme usülüne göre gerçekleşecektir.  Bu toplantılarda amaç taraftarlarımızın yapıcı önerilerini, taze fikirlerini, proje tekliflerini duymak ve hayata geçirmek üzere olasılıkları tartışmaktır.

Burada genel tavrımızı altını çizerek vurgulama ihtiyacı hissediyoruz.  Galatasaray Spor Kulübünü yönetenler, kulübümüzün milyonların emeği, alın teri hatta hayır duası ile büyük olduğunu bilmeli, gönül bağı ve sadakatini ispatlamış her Galatasaraylıya hak ettiği hürmeti göstermelidir, gösterecektir.

 

MALİ KONULAR ve ÖNLEMLER

Galatasaray Spor Kulübü ve bağlı şirketleri neredeyse sonsuz yetki sahibi ama sıfır sorumlulukla hareket eden, görevden ayrıldıktan sonra hatalarının hesabını vermeyen, plansız harcamalar ve engellenemeyen bazı usulsüzlükler neticesi borcu sürekli artıran, borç faizi ve kur riskinin yarattığı baskıyla açmaza giren, sonunda taşınmaz varlıklarını mecburen değerlendirmek(satmak) zorunda kalan yöneticiler elinde 2017 yılının sonuna gelmiştir.  Bundan sonra yapılacak her hata, bundan 5 ya da 10 yıl önce yapılan hatalardan çok daha büyük yaralar açabilir.  Dolayısıyla bütçe disiplini ve etkin maliyet yönetimi hiç olmadığı kadar önemli hale gelmiştir. Ana faaliyetinden sürekli zarar eden bir yapının bağımsızlığını hatta mevcudiyetini devam ettirmesi tehlikeye girer.

Öncelikle kulübün ve bağlı şirketlerin yakın döneme ait tüm hesapları titizlikle incelenecek ve mali yıl sonuna dek nakit akışı düzenlenecektir.

Kapsamlı raporlar dışında, finansal durumun anlaşılır özeti yeni yönetim seçildikten sonra bir ay içinde tüm üyelerle paylaşılacaktır.

Bu 5 aylık dönemde zaruri olmayan tüm harcamalar kısıtlanacak, acil konumda olmayan tüm yatırımlar ertelenecektir.

Yabancı para cinsinden taahhütlerin yarattığı kur riskine karşı tüm alternatif önlemler hızla değerlendirilecektir.

Kısa vadeli tedbirlerin tamamı sporcularımıza ve diğer çalışanlarımıza hak edişlerinin zamanında ödenmesi amacına yöneliktir.

Emlak Konut ile yapılan protokol ele alınacak, revizyon gerektiren maddeler varsa üyelerle durum paylaşılacaktır.

Uzmanlığı nedeniyle seçilmiş olan Mischon de Reya firmasının geçmiş dönem hakkında yaptığı soruşturmanın bulguları üyelerle paylaşılacaktır.

Spor salonu projesinin fizibilitesi yeniden incelenecek, uygun bulunması halinde çalışmalar aynen devam ettirilecektir.

Kemerburgaz tesisleri için finansman alternatifleri ve proje koşulları analiz edilecektir.

SPK mevzuatı kapsamında yaptırım riskine karşı kısa vadede alınacak tüm tedbirler belirlenecek ve tavizsiz uygulanacaktır.  Galatasaray Sportif A.Ş. için sermaye artırımı başta olmak üzere tüm önlemler hem sermaye piyasalarının güncel durumu hem de ticaret hukuku kapsamında birlikte değerlendirilecektir.  Bu konuda deneyimi ve önerisi olan Galatasaray Spor Kulübü üyeleriyle bir dizi değerlendirme toplantısı yapılacaktır.

UEFA yetkilileri ile İsviçre’de bir araya gelinecek, Financial FairPlay konusundaki güncel pozisyonumuz teyit edilecektir.

Mecidiyeköy’deki otel inşaatının kaderi hakkında kapsamlı bir çalışma yapılarak, üyelerle paylaşılacaktır.

Marka değeri, taraftarları ve sosyal paydaşlarının sayısı, ülke sporuna yön verebilme kabiliyeti düşünüldüğünde Galatasaray’ın gerçek potansiyelini kullanamadığı açıktır.  Ulusal ve uluslararası düzeyde katma değerli ürün ve hizmetlerin tasarlanması, farklı / özgün projelerin hayata geçirilmesi, yeni gelir kaynakları ile bütçe aktiflerinin artırılması mutlak zarurettir.

 

SPOR YÖNETİMi

Temel hedefimiz, sarı-kırmızılı formaya hizmet etmek üzere seçilen sporcularımızın nezdinde daima saygın bir kulüp ve kariyer fırsatı olarak algılanmayı sürdürmektir.  Gösterilen doğrultuda başarıya ulaşmak için emek veren sporcuların gözünde bağlı oldukları kulübün değeri arttıkça, doğal olarak Galatasaray’ın başarı çıtası da yükselecektir. Bunun yanı sıra adil rekabetin güçlenmesi ve olimpik değerlerin yaygınlaşması Galatasaray’ın ezeli ve ebedi misyonudur.

Sportif şubelerden sorumlu yöneticiler içinde bulunduğumuz sportif sezonun en iyi şekilde tamamlanması için 5 aylık yol haritasını yönetim kuruluna sunacaklardır.  Bu yöneticilerin birinci önceliği sportif başarı hedefine dönük çalışan profesyonellere destek olmak, ilgili federasyonlar nezdinde tüm sorumluluğu üstlenmek, resmi müsabakaları olabildiğince yerinde takip etmek, sporcularımızın yasal temsilcileri ve ailelerine yakın olmaktır.

İçinde bulunduğumuz sportif sezon mevcut teknik kadrolarla tamamlanacak, hocalarımızın tüm değerli görüşlerini ayrıntılı biçimde raporlamaları talep edilecektir.

2017-2018 sportif sezon ara transfer döneminde yeni sporcularla kontrat yapılmayacaktır, muhtelif gerekçelerle takımlarımızdan ayrılanlar olabilir.

Profesyonel futbol takımımızın teknik direktörü bizler mazbata alana kadar halen belirlenmemişse, ligdeki rekabet koşullarına uyum avantajı nedeniyle ligimizde çalışmış ve uluslararası deneyime sahip bir hoca tercih edilecektir.  Bu konuda şu an görevde olan Sayın Cenk Ergün’ün görüşleri de mutlaka dikkate alınacaktır.

Bu durumda yeni teknik direktörümüze kısa vadede şampiyonluk hedefinin ön planda olduğu ve bu hedefin madden ve manen yüksek miktarda ödüllendirileceği bir kontrat teklif edilecektir.

Hangi branş olursa olsun, bir takımda aynı menajer ya da temsilciye bağlı çok sayıda sporcu bulunmamasına dikkat edilecektir.  Galatasaray’ı geçmiş dönemde zarara uğrattığı tespit edilen temsilci, menajer, aracı ve her ne nam altında olursa olsun kişi ve kurumlar ile tekrar çalışılmayacaktır.

Kamp ve antrenman tesislerimizdeki kritik fiziksel eksik ve kusurlar tespit edildiği takdirde, giderilmesi için acil önlemler alınacaktır

Spor Federasyonlarında kulübümüzün etkinliğinin artırılması, Türk sporunun gelişimine dair fikirlerimizin hayata geçmesi için planlı olarak çalışılacaktır.

Kulüpler Birliği Vakfının bugüne kadar yaptığı çalışmalarla ülke futboluna beklenen katkıyı sağlayamadığı tespitine binaen Kulüpler Birliği toplantılarına Başkan düzeyinde katılım olmayacaktır.

2018-2019 sportif sezonu için tüm branşlarda sporcu yetiştirmeye yönelik yeniden yapılandırma eylem planı hazırlanacaktır.  Eylem planı için ABD, Büyük Britanya, Almanya, İspanya ve Fransa’da tatbik edilen sporcu yetiştirme ve kulüpleşme modelleri müşahhas örnekler olarak incelenecektir.

Tüm branşlarda A takımları besleyecek seviyede genç oyuncu yetiştirmenin önündeki en büyük engel, sınırlı görev dönemleri nedeniyle doğal olarak nöbet değişimi yapan yönetimlerin devraldıkları yapıları devam ettirememeleri ya da inandıkları doğrultuda değiştirmeleridir.  Bir yüzücünün, kürekçinin, voleybolcunun, futbolcunun ya da basketbolcunun çocuk yaşta geldiği kulüpte 19-22 yaş arasında üstün nitelikli sporcuya dönüşme süreci yönetimlerin üç yıllık standart süresine sığmaz.  Galatasaray tüm sportif şubelerini kapsayacak ve konunun kulüp içi / kulüp dışı tüm paydaşlarını bir araya getiren bir konsey oluşturup, ilgili çalışmaların neticesinde oluşan deneyim ve bilimsel verilere dayalı sonuç raporunu “sporculuk anayasası” olarak sabitlemek gerekir.  Genel Kurulun takdir ve onayına sunulacak bu çalışmanın, yönetimler değişse bile kutup yıldızını andıran ve sürekli takip edilecek bir yol haritası olması şarttır.  Uzun yol kaptanları mola yerlerinde birbirleriyle yer değiştirdiklerinde, otobüsün varacağı yer değişmeyeceği gibi Galatasaray’ın da uzun vadeli hedefleri de ancak bu şekilde realize olacaktır.

2018-2019 sportif sezonundan itibaren yeni transferlerde T.C. Pasaportu taşıyan tüm sporcularla Türk Lirası (TL) üzerinden kontrat yapılacaktır.

2018-2019 sportif sezonundan itibaren yeni kontratlar brüt ücret üzerinden imzalanacak, her türlü vergi yükümlülüğü Avrupa ülkelerine benzer şekilde sporcularımıza ait olacaktır.

2018-2019 sportif sezonundan itibaren tüm branşlarda yeni kontratlar için garanti brüt gelir barajı (salary cap) getirilecek, bu rakam aşılmayacaktır.

2018-2019 sportif sezonundan önce kulübümüze yeni katılacak sporcularla imzalanacak hiçbir sözleşme tüzük gereği yönetim süremiz olan 3 yıldan uzun olmayacaktır.

Sporla ilgili planlama, branşların güncel kapasitesi ve ulaşılması imkan dahilindeki hedeflere göre “spor aklı” konumundaki profesyoneller tarafından hazırlanacak, yönetim kurulu tarafından onaylanarak yürürlüğe girecektir.

 

İDARİ KONULAR ve EYLEMLER

Galatasaray Spor Kulübü ve bağlı şirketleri, ahenk içinde ve global iş dünyasının kurallarına göre yönetilmelidir.  Ana strateji, dönemsel iş planları, gerçekçi hedefler, Galatasaray’ın menfaatleri ve profesyonel ahlakın gereği olan uygulamalar kusursuz bir silsile içinde hayat bulmak zorundadır.  Alınan kararların yansımaları, ölçülebilir neticeler, geribildirimlerin analizi, gerektiği takdirde revizyonlar ile en iyiye ulaşmak yaşamsal bir mecburiyettir.  Galatasaray hukuka ve mevzuata uygun, şeffaf, hesap verebilir bir yapı olarak kendini konumlamıştır.

Kulüp ve şirket profesyonelleri için uyulması gereken kurallara dair yeni bir yönetmelik yayınlanacaktır.  Amacımız Galatasaray’ın başarısı işin çalışan herkesin ortak hedefleri bilmesi, iş tatmini yaşaması ve gelecekteki istihdamlar açısından “tercih edilen işveren” olmaktır.

Kulüp ve bağlı şirketlerin idari, mali, hukuki risklerinin eksiksiz şekilde belirlenmesine dair bir çalışma başlatılacak ve GRC (Governance / Risk and Compliance) raporu güncellenecektir.

Kulüp ve bağlı şirketlerin tüm tesisleri ve çalışma alanları için OHSAS 18001 yönetim sistemine uyumlu hale getirilecektir.

Tüm tedarikçilerle olan sözleşmeler incelenecek, kulübün aleyhine görülenlerin iptal süreci başlatılacaktır.

Galatasaray’ı geçmiş dönemde zarara uğrattığı somut delillerle kesin olarak tespit edilen kişi ve kurumlara karşı hukuk yoluna başvurulacaktır.

Yönetim de dahil olmak üzere tüm kurul üyelerimizin (denetleme/sicil/disiplin) ve birinci derecede yakınlarının sahibi ve/veya ortağı olduğu şirketlerle asla fatura karşılığı ticari ilişki kurulmayacaktır.  Buna benzer ilke kararları Code of Conduct şeklinde ayrıca yayınlanacaktır.

Belli tutarı aşan mal ve hizmet alımlarıyla, işletme hakkının devri hususlarında ihale açılacak, kapsamlı şartname kamuoyuna medya aracılığıyla duyurulacaktır.

Denetleme Kurulu her ne kadar çarşaf liste ile seçilmiş olsa da, tam bağımsız olarak görev yapacak ve yalnızca Genel Kurula karşı sorumlu olacaktır.  Kanuni müeyyide ya da sözleşmeye bağlı gizlilik şartı halleri dışında, tüm belge ve kayıtlar kendilerine sonuna dek açıktır, erişimleri izne tabi değildir.  Hiçbir yetkili ya da görevli, Denetleme Kurulunun çalışmalarını engelleyemez ya da geciktiremez.

Denetleme Kurulunun asil üyeleri kulüp başkanının onayını almak kaydıyla diledikleri yönetim kurulu toplantısına iştirak etmeye teşvik edileceklerdir.

Sicil Kurulu kulübümüzün insan kaynağının ne derece zengin olduğunun analitik olarak ortaya çıkarılması için veritabanını elden geçirecek, üyelerin de katkısıyla bilgileri güncelleyecek ve CRM departmanı mantığıyla çalışacaktır.  Üyelerin genel kurul toplantılarına katılımının takibi ve oransal olarak artırılması da, Sicil Kurulunun hedefleri arasında olacaktır.

Yönetim Kurulu bu 5 aylık dönemde Disiplin Kurulu’na herhangi bir başvuruda bulunmamayı bugünden taahhüt eder, üyelerimiz için mer’i tüzük hükümleri geçerlidir.

İcraat dönemimizin yakından takibi için Divan Kuruluna bir ihtisas komitesi kurması teklif ve tavsiye edilecektir.

Galatasaray Spor Kulübü’nde bilhassa mali işler, insan kaynakları, iletişim, pazarlama, marka ortaklıklıkları ve sponsorluk konusunda çalışan profesyonellerin geçmiş dönem performansı yeniden değerlendirilecektir.

Önümüzdeki 5 aylık dönemde kulüp ve bağlı şirketlere yeni istihdam yapılmayacaktır.  Emek ve iş gücü anlamında her türlü eksik gönüllülük esasına göre giderilecektir.

İmkanlar ve şartlar ne olursa olsun, GALATASARAY’ın uluslararası bir spor markası gibi hareket etmesi, doğru refleksleri göstermesi için gereken her tedbir derhal alınacaktır.

Kulübün medya ilişkilerinden sorumlu bir basın sözcüsü olacaktır.  Basın sözcüsü dışında, kulüp adına yalnızca Başkan ve 2.başkan basın temasında bulunabilir.  Diğer yönetim kurulu üyelerinin basınla her türlü teması başkanın yazılı müsaadesine tabidir.

Galatasaray Spor Kulübü başkanı ve yönetim kurulu üyeleri müsabaka çıkışı veya başka bir yerde hazırlıksız, spontane röportaj vermeyecektir.  Tüm basın temasları iletişim master planına göre düzenlenir.  Galatasaray’ın kurumsal itibarına, marka değerine ve müktesep haklarına halel getirecek haber ve yorumlarda bulunan basın kuruluşları bilgilendirilecek ve ikaz edilecektir.  Buna rağmen devam eden olumsuzluklarda kulübümüz aleyhine kasıt olduğu düşünüldüğünden, idari ve/veya hukuki yaptırımlar gündeme gelecektir.

Türk Telekom Stadyumuna ulaşımda yaşanan zorlukların aşılması için yerel yönetim ve merkezi idare nezdinde yeniden girişimde bulunulacak, sonuçları paylaşılacaktır.

Türk Telekom Stadyumundaki Galatasaray Müzesinin tamamlanarak hizmete alınması için titizlikle çalışılacaktır.

2018-2019 sportif sezonu başlamadan önce Galatasaray Sportif A.Ş.’ye tam yetkili bir CEO atanacaktır.

2018-2019 mali yılı başlarken Sayın Dursun Özbek döneminde 7 üyemizin dört aylık çalışması sonucu hazırlanan Galatasaray Yönetim Kriterleri devreye alınacak, çeşitli yönlerden kesin kurallara bağlanan yönetsel performans olabildiğince ölçülebilir hale getirilecektir.

2018-2019 sportif sezonuyla birlikte, üyelikte 5 yılını doldurmuş ama 25 yılı doldurmadığı için Divan Kurulunda bulunmaya hak kazanamamış kulüp üyeleriyle her üç ayda bir BİRLİKTE YÖNETİM PLATFORMU toplantısı yapılacaktır.  Toplantı tam bir güne yayılacak şekilde düzenlenecektir, katılım ilgili üyelerin isteğine bağlıdır.

Kulüp mevcut tüzük hükümleri çerçevesinde yönetilecektir, tüzük hükümleri tavizsiz uygulanacaktır.  Bu meyanda geçmiş dönemde sürüncemede bırakılan kararlar ivedilikle alınacaktır.

Kulübümüzün etkin yönetimi ve aynı etkinlikte denetlenmesi için kısmi Tüzük tadili şart görünmektedir.  Bu konudaki görüşlerimiz Galatasaray kamuoyu ile paylaşılacaktır, zamanın ruhuna uygun değişikliklerden çekinmemizi gerektiren bir ortamın varlığı kabul edilemez.

 

BİLİYOR ve YENİDEN SÖYLÜYORUZ

Galatasaray Spor Kulübü bir bütün olarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük sivil toplum kuruluşu ve en kudretli spor kulübü olduğunun bilincindedir.

Kurumlarda devamlılığın esas olduğundan hareketle Galatasaray Spor Kulübü geçmiş yönetim dönemlerinden devralınan yazılı taahhütlerinin arkasındadır. Bunun dışında her türlü üçüncü kişi, grup ve kurumdan bağımsız hareket edilecektir.  Galatasaray’ın kimseye diyet borcu yoktur, olamaz.

Bugünlere gelmesinde emeği olan herkese Galatasaray Spor Kulübü şükran borçludur, bu ülkeye olan borcunu da ancak örnek gösterilen / ilham veren kültür simgesi – sporun beşiği kimliğiyle yola devam ederek ödeyebilir.

Bu zorlu ve şerefli görevi üstlenmek üzere adaylığını koyanlar, Galatasaray’a olan manevi borçlarını bir nebze ödeyebilmek ve şanlı armamıza faydalı olmak amacıyla vazifeye talip olmalıdır.

 

Not: Hiçbir hakkı mahfuz değildir, iktibas edilebilir.  Kısmen veya aynen kullanılabilir, buradan ilhamla benzer önermeler kurgulanabilir.  Herhangi bir telif hakkına tabi olmadığı gibi, intihal iddiasına yol açacak akademik bir çalışma da değildir.  Yeter ki HÜR DÜŞÜNCE ve HAKİKAT kazansın, yeter ki içinde fikir barındırmayan ucuz siyaset sona ersin.  Bu yazı, panik halde çözüm arayan ama sadece ezbere isimlerden bahsedenlere farklı bir bakış açısı sunmak üzere kaleme alınmıştır.